Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, zorbalığın okul ve mahalle gibi sosyal alanlarda görülen, güç dengesizliği içeren tekrarlayan saldırgan davranışlar olduğunu vurguladı. Zorbalık türleri arasında fiziksel, sözlü ve ilişkisel-sosyal zorbalık yer alırken, dijital zorbalık çağımızın yükselen tehdidi olarak öne çıkıyor.
DİJİTAL ZORBALIK YAYILIYOR
Pandemiyle artan ekran süresi, çocukları dijital zorbalığa daha açık hale getirdi. Dr. Dinçer, dijital zorbalığın sınırsız ve kontrolsüz doğası nedeniyle hızla yayıldığını ve mağdur hakkında izinsiz paylaşımlar veya dedikodularla kendini gösterdiğini belirtti. Siber zorbalık mağduriyetinde kız çocuklarının daha önde olduğunu, erkeklerin daha çok fiziksel ve sözlü zorbalığa maruz kaldığını ekledi.
ZORBALIK DAVRANIŞININ KÖKENLERİ
Zorbalık mağdurlarının geçmişlerinde ihmal ve istismar görülebildiğini ifade eden Dr. Dinçer, zorbaların ise düşük eğitim başarısı ve dürtü kontrolü zayıflığı gibi sorunlar yaşadığını açıkladı. Zorbalığa seyirci kalanların da zamanla zorbanın davranışlarını benimseyebileceği uyarısında bulundu. Mağdur çocuklarda iştahsızlık, kaygı bozuklukları ve hatta intihar düşünceleri gibi ciddi psikolojik sorunlar görülebiliyor.
ÖNLEYİCİ YAKLAŞIMLAR VE İŞBİRLİĞİ
Zorbalığı önlemek için okullarda eğitimlerin artırılması, ailelerin rol model olması ve çocukların sportif aktivitelere yönlendirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Dinçer, zorbalığa seyirci kalan çocukların da cesaretlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Akademik başarısı yüksek, sosyal çevresi güçlü ve olumlu akran ilişkileri kurabilen çocukların zorbalıktan daha iyi korunduğunu belirten Dr. Dinçer, okul, aile ve çocuğun bir arada planlama yapmasının önemine dikkat çekti.








