Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara'da düzenlenen 'Kriz Dönemlerinde İnsan Haklarının Yeniden İnşası Zirvesi'nde küresel insan hakları krizine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, dünyanın pek çok bölgesinde çatışmaların derinleştiği, insan hakları ihlallerinin arttığı bir dönemde bu zirvenin düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu belirtti.
GAZZE'DE SOYKIRIM YAŞANIYOR
Yılmaz, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin en ağır şekilde ihlal edildiği coğrafyanın Gazze ve işgal altındaki Filistin toprakları olduğunu vurguladı. İki yılı aşkın süredir devam eden saldırılarda on binlerce masum insanın, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere hayatını kaybettiğini, sayısız insanlık ve savaş suçu işlendiğini söyledi. 'Sivillerin, okulların, hastanelerin, camilerin ve kiliselerin hedef alınması, yaşananların bir çatışma değil, soykırım niteliği taşıdığını açıkça göstermektedir' ifadelerini kullandı. Uluslararası Adalet Divanı'nın kararlarının dahi uygulanmadığı bu ortamda uluslararası hukukun bağlayıcılığı konusunda küresel bir soru işareti oluştuğunu, adalete olan güvenin yaralandığını belirtti.
TÜRKİYE'NİN ADIM ATAN İRADESİ
Yılmaz, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bu tabloyu izlemek yerine adım atan, çözüm üretmeye çalışan bir irade sergilediğini vurguladı. Türkiye'nin Gazze'ye en fazla insani yardım ulaştıran ülke olduğunu hatırlatarak, 'Önümüzdeki süreçte de Türkiye olarak Gazze'deki kardeşlerimizin her daim yanında olmaya, haklarını korumaya ve insani desteğimizi her koşulda sürdürmeye devam edeceğiz' dedi. İki devletli çözüm neticesinde, 1967 sınırlarında bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti'nin kurulması temennisinde bulundu.
İNSAN HAKLARINDA TÜRKİYE MODELİ
Yılmaz konuşmasının devamında, Türkiye'nin ulusal düzeyde insan hakları ve adalet alanında kaydettiği ilerlemelere değindi. 2002 sonrasında hayata geçirilen reformlarla dijital yargı sisteminin Avrupa'nın en kapsamlılarından biri haline geldiğini, adalete erişimin hızlandığını anlattı. Engelli hakları, kadına yönelik şiddetle mücadele, çocuk adalet sistemi ve göçmen hakları alanlarında kurumsal kapasitenin güçlendirildiğini belirtti. 'Devlet-vatandaş ilişkisinde köklü bir paradigma değişikliğine gidilerek hiçbir farklılığa bakılmaksızın tüm vatandaşların eşit olduğu bir insan hakları kültürü desteklenmiştir' diye konuştu. Yılmaz, ayrımcılıkla mücadelenin devlet-vatandaş ilişkisinin yanı sıra sivil toplum ve özel sektörde de önemli olduğunu vurgulayarak, herkesin eşit şartlarda yarıştığı bir toplumsal ortam oluşturulması gerektiğini ifade etti.








