Fidan'dan ABD temasları sonrası çarpıcı açıklamalar: Beyaz Saray'ın Suriye tavrı olumlu!

SİYASET Yayınlanma : 11 Kasım 2025 03:06 Düzenleme : 11 Kasım 2025 03:06
Fidan'dan ABD temasları sonrası çarpıcı açıklamalar: Beyaz Saray'ın Suriye tavrı olumlu!
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD temaslarında Beyaz Saray'ın Suriye yaklaşımını olumlu bulduğunu belirtti. Ayrıca Gazze'deki ateşkes süreci ve BM Güvenlik Konseyi'nde atılacak adımlar hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını aktardı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ziyaretinin ardından Washington'dan önemli mesajlar verdi. Beyaz Saray'ın, özellikle Başkan Trump yönetiminin Suriye meselesine yaklaşımının Türkiye tarafından olumlu karşılandığını belirtti. Fidan, bu yapıcı tavrın Türkiye için memnuniyet verici olduğunu vurguladı.

ABD ZİYARETİ VE GÖRÜŞMELER

Fidan, ABD ziyaretinin Amerikan tarafının daveti üzerine gerçekleştiğini ve önceden planlanmış bir program dahilinde olduğunu aktardı. Beyaz Saray'da mevkidaşı ve Milli Güvenlik Danışmanı Marco Rubio, Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack gibi birçok yetkiliyle bir araya geldiğini söyledi. Bu görüşmeler sırasında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın da Beyaz Saray'da bulunmasıyla bir denk geliş yaşandığını ve kendisinin de görüşmelerde yer aldığını belirtti. Fidan, bu platformda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın selamlarını ilettiğini ve Suriye'nin geleceği, Türkiye'nin görüşleri, ABD ile işbirliği fırsatları, ülkenin kalkınması, birliği, beraberliği, huzuru ve bölge güvenliği gibi konuları ele aldıklarını ifade etti.

SURİYE EKONOMİSİ VE SEZAR YASASI

Bakan Fidan, Beyaz Saray'daki temaslar kapsamında Suriye ekonomisinin yeniden canlanması için kritik öneme sahip olan Sezar Yasası'na değindi. Esed döneminde Suriye'ye yatırımları engelleyen bu yasanın kaldırılmasına yönelik Kongre'den kalıcı bir adım atılmasının önemini vurguladı. Başkanlık yetkileriyle getirilen kısıtlı istisnaların ötesinde, yasanın tamamen ortadan kaldırılması ve başkanlık istisnalarına gerek duyulmayan bir noktaya getirilmesi gerektiğini belirtti. Beyaz Saray yönetiminin bu konudaki görüş birliğinin ve Kongre'ye yönelik tavsiyelerinin büyük önem taşıdığını dile getiren Fidan, hem Suriye Cumhurbaşkanı Şara'nın anlatımlarının hem de Türkiye'nin sunduğu görüşlerin bu süreçte etkili olacağını söyledi. Ayrıca, güneyde Süveyda ve kuzeydoğuda PKK/YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri'nin bulunduğu bölgelerdeki durumun dikkatle yönetilmemesi halinde ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik ciddi sıkıntıların ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Fidan, bu tür sorunların iyi yönetilmemesi durumunda ülkenin daha da parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ve Amerikalı yetkililerin bu durumu anladığını gözlemlediğini belirtti. Ülkenin bir ve bütün olmasının yanı sıra, tüm etnik ve dini grupların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının ve herhangi bir baskı altında olmamalarının fevkalade önemli olduğunu vurguladı. Bu dengeyi bulma çabası içinde olunduğunu ve kimseye tehdit oluşturmamaları gerektiği yönünde ciddi konuşmalar yapıldığını ekledi. Üçlü görüşmelerde Suriye, Amerika ve Türkiye dışişleri bakanlarının bir araya gelerek üç ülkenin perspektifini ve işbirliği olanaklarını ele aldıklarını da sözlerine ekledi.

GAZZE ATEŞKESİ VE BM GÜVENLİK KONSEYİ

Gazze'deki ateşkes sürecindeki son gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde devam eden sürecin büyük önem taşıdığını söyledi. ABD Başkanı Trump'ın barış planının ilerleyen aşamalarının hayata geçmesi için Güvenlik Konseyi kararı gerektiğine inanan bir grup aktör olduğunu belirtti. Türkiye olarak barış planının tüm aşamalarının herkesin lehine olacak şekilde hayata geçmesini, soykırımın durmasını ve insani yardımların başlamasını bir numaralı öncelik olarak gördüklerini ifade etti. Yöntem farklılıkları olabileceğini ancak Türkiye'nin hassasiyetinin uygulanabilir, tecrübeye dayanan ve endişeleri yansıtan bir BM Güvenlik Konseyi kararı ortaya çıkması olduğunu vurguladı. Fidan, şu anda devam eden tartışmalar ve taslaklar hakkında Türkiye'nin görüş ve çekincelerini ilettiğini belirtti. Türkiye'nin geçici Güvenlik Konseyi üyesi olmamasına rağmen, yakın ülkelerle ve sekiz ülkeli temas grubuyla görüş alışverişinde bulunduklarını, New York grubuyla da bir araya gelerek bir görüş oluşturmaya çalıştıklarını aktardı. İstanbul'da bu maksatla bir ev sahipliği yaptıklarını ve uluslararası bir kararın temel parametrelerinin neler olması gerektiği konusunda çalıştıklarını söyledi. Herkesi %100 tatmin etmenin mümkün olmadığını, diplomasinin doğasında uzlaşmanın bulunduğunu ifade etti. Ancak barış anlaşmasının ilerleyen aşamalarda hayata geçmesini engelleyici bir metin olmaması gerektiğini, bir şeyi yaparken bir şeyi bozmamaları gerektiğini vurguladı. Sessizlik sürecine sunulan bir metin üzerinde değerlendirmelerin devam ettiğini ve arkadaşlarının süreci yakından takip ettiğini, ortaklarla görüştüklerini belirtti. Beyaz Saray'daki çeşitli aktörlerle yapılan görüşmelerde de konuyla ilgili görüşlerini dile getirme imkanı bulduğunu sözlerine ekledi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.