Düzce'nin sakin atmosferinde yaşayan Mehmet Aygün, 41 yıllık fotoğrafçılık tutkusunu eşsiz bir makine koleksiyonuyla taçlandırıyor. 1930'lu yıllardan günümüz dijital çağına uzanan geniş bir yelpazede, tam 200'den fazla fotoğraf makinesini bir araya getiren Aygün, fotoğrafçılık tarihine ışık tutuyor.

Koleksiyonda Neler Var?
Konya'dan Düzce'ye yerleşen 57 yaşındaki Aygün, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu bir kolunu kaybetmesine rağmen fotoğrafçılık aşkından vazgeçmedi. Analog ve dijital makinelerden oluşan koleksiyonunda, filmli kameralardan kartlı polaroidlere, eski tip tele lenslerden sinema projeksiyon makinelerine kadar pek çok değerli parçayı barındırıyor. Bu koleksiyon, fotoğrafçılığın evrimini gözler önüne seriyor.

Analog ve Dijital Farkı: Bir Sanatın Detayları
Mehmet Aygün, geçmişte Konya'daki dükkanında büyük bir yangın geçirdiğini ve koleksiyonunun önemli bir kısmını kaybettiğini üzülerek anlatıyor. Ancak Düzce'de yeniden başladığı bu tutkusunu, insanlarla paylaşma gereği duyduğunu belirtiyor. Sergisinde 150'ye yakın analog ve dijital makineyle birlikte toplamda 250-300 civarında parça bulunuyor. Aygün'e göre, iyi bir göz, analog ve dijital makinelerle çekilen fotoğraflar arasındaki farkı anlayabilir. Analog makinelerin sunduğu alan derinliği ve kompozisyonun detayları, dijital makinelerin hızla sunduğu imkanların ötesinde bir sanat icrası barındırıyor. Fotoğrafçılığın bir sanat, uğraş ve bilgi birikimi olduğunu vurgulayan Aygün, iyi bir bakış açısı ve perspektifle bu alanda zirveye ulaşılabileceğini ifade ediyor. Dijital makinelerin insanları tembelleştirdiğini de ekliyor.











