2013 yılının Mayıs ayında, İstanbul'un kalbindeki Gezi Parkı'nda başlayan ve kısa sürede tüm Türkiye'ye yayılan o olaylar... Başlangıçta 'ağaçlar kurtarılsın' sloganıyla ortaya çıkan bir duyarlılık gibi görünen bu eylemler, aslında ülkenin huzurunu ve ekonomik istikrarını hedef alan büyük bir kalkışmaya dönüşmüştü. Aradan geçen 13 yıla rağmen, o günlerde yaşanan tahribatın ve milyarlarca dolarlık ekonomik zararın izleri hala hafızalarımızda canlılığını koruyor.

ÇEVRE DEDİLER, ÜLKEYİ YAĞMALADILAR
Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında ağaçların yerinden oynatılacağı haberi, bazı çevrelerce 'sözde çevre duyarlılığı' kisvesi altında bir protestoya dönüştürüldü. Ancak bu protestolar, hızla farklı illegal grupların da katılımıyla büyüyen, polise karşı direnişin ve kaosun hakim olduğu bir eyleme evrildi. Sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla Türkiye'nin dört bir yanına yayılan bu kalkışma, camiler dahil olmak üzere kamu binalarını, iş yerlerini, araçları ve altyapıyı hedef aldı. Eylemler sırasında 326 iş yeri, 201 araç tahrip edilirken, 46 kamu binası, 231 polis aracı ve 44 ambulans kullanılamaz hale geldi. Ayrıca 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı yakılarak kundaklandı.
MİLYARLARCA DOLARLIK DARBE VE SÜREN DAVALAR
Olayların büyümesi ve kontrol altına alınamaması üzerine polis müdahalesi kaçınılmaz oldu. Bu süreçte hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu. Eylemciler, polis araçlarını taşlayıp ters çevirirken, Gezi Parkı'ndaki polis noktası da ateşe verildi. Basın mensupları da gösterilerin hedefi haline gelerek, canlı yayın araçları yakıldı, ekipmanlarına zarar verildi ve birçok gazeteci yaralandı. Günler süren bu eylemlerin ardından başlatılan soruşturmalar sonucunda, 'Olayları organize ettiği ve finansman sağladığı' iddialarıyla aralarında Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Can Dündar gibi isimlerin de bulunduğu 16 kişi hakkında toplamda 47 bin 520 yıl hapis cezası talebiyle dava açıldı. 2020'de sonuçlanan davada 10 sanık beraat ederken, diğer sanıkların dosyaları farklı mahkemelere aktarıldı. Gezi kalkışması, Türkiye'nin güven ortamına ve yerli/yabancı yatırımcı algısına büyük bir darbe vurarak ekonomiye milyarlarca dolarlık zarar verdi. Ancak alınan tedbirler ve uygulanan reformlarla Türkiye, bu ekonomik yaralarını sarmayı başardı.








