Horlama sadece ses değil, vücudun yardım çığlığı olabilir

SAĞLIK Yayınlanma : 03 Ağustos 2025 12:08
Horlama sadece ses değil, vücudun yardım çığlığı olabilir
KBB Uzmanı Op. Dr. Bekir Oksay, horlamanın basit bir sorun gibi görülmemesi gerektiğini belirterek, “Altında ciddi hastalıklar yatabilir, özellikle uyku apnesi hayati risk taşır” uyarısında bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Bekir Oksay, toplumda sık görülen horlamanın göz ardı edilmemesi gereken ciddi bir sağlık belirtisi olabileceğini vurguladı. “Horlama yalnızca bir ses değil, altında yatan sebepler ciddi olabilir. Özellikle uyku apnesi riski taşıyan bireylerde hayati sonuçlara yol açabilir” diyen Oksay, hem çocuklara hem erişkinlere yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

Horlama, burun ucundan ses tellerine kadar olan üst solunum yolundaki darlık ya da tıkanıklıklardan kaynaklanıyor. Oksay, “Erişkinlerde en sık karşılaşılan sebepler arasında burun etlerinin şişliği ve burun kemiği eğriliği yer alırken; çocuklarda geniz eti ve bademcik büyüklüğü öne çıkıyor. Ayrıca kilolu bireylerde boyun çevresindeki yağlanma, dil kökünün geriye kaymasına neden olarak hava yolunu daraltıp horlama ve apneye yol açabiliyor” dedi.

Uyku apnesinin iki ana tipi olduğunu belirten Oksay, şu ifadeleri kullandı:
“Tıkayıcı (Obstrüktif) Uyku Apnesi en sık görülen tiptir. Üst solunum yolunun uyku sırasında tıkanmasıyla ortaya çıkar ve genellikle horlama ile birlikte seyreder. Santral Uyku Apnesi ise daha nadirdir ve beynin solunumu kontrol eden merkezlerinin yeterli uyarı göndermemesiyle oluşur. Bu tipte horlama görülmeyebilir, tanı koymak daha zordur.”

Bu durumların uyku laboratuvarlarında yapılan polisomnografi (uyku testi) ile tespit edilebildiğini belirten Oksay, horlama sorunu yaşayanların bir uzman hekime başvurmaları gerektiğini ifade etti.

Çocuklarda uyku apnesinin özellikle 4-6 yaş grubunda sık görüldüğünü belirten Oksay, “Bu yaşlarda bademcik ve geniz eti büyüklüğü sadece uykuyu değil, yüz ve çene gelişimini de olumsuz etkiler. Ağızdan nefes alma alışkanlığı, üst çenenin daralması, gözlerin aralanması ve diş diziliminde bozukluk gibi etkiler oluşturur. Bu tabloya ‘adenoid face’ denir ve ileride ciddi ortodontik müdahaleler gerektirebilir. Ayrıca büyüme ve boy uzaması da bu durumdan etkilenir. Tedavi çoğu zaman geniz eti ve bademcik ameliyatı ile başarıyla yapılabiliyor” dedi.

Erişkinlerde ise daha ciddi riskler söz konusu. Uyku apnesinin kalp ritim bozuklukları, yüksek tansiyon, inme ve ani gece ölümleri ile bağlantılı olduğuna dikkat çeken Oksay, özellikle tehlikeli işlerde çalışan bireylerin taranmasının hayati önemde olduğunu belirtti. “Gece uykusu bölünen kişilerde gündüz dalgınlık, unutkanlık ve ani uyku atakları olur. Bu da trafik ve iş kazalarına yol açabilir. Cerrahi tedavi hem apne sıklığını azaltmak hem de CPAP gibi cihazların verimli kullanımını sağlamak için uygulanabilir” dedi.

Uyku bozukluklarının tanı ve tedavisi için hastane bünyesinde hizmet veren uyku laboratuvarlarının önemli bir kaynak olduğunu hatırlatan Oksay, horlamanın asla hafife alınmaması gerektiğini vurguladı.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.