Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının bireylerin yaşam kalitesini derinden etkileyen ve acil önlemler gerektiren bir halk sağlığı meselesi olduğunu vurguladı. Özellikle çocukluk çağında fark edilmeyen işitme kayıplarının, konuşma ve dil gelişiminde ciddi gecikmelere yol açtığını belirten Kaya, bu durumun akademik başarıyı ve sosyal uyumu olumsuz etkilediğini ifade etti.
ÇOCUKLARDA RİSK VE ÖNLEMLER
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, dünya genelinde milyonlarca çocuğun işitme kaybıyla yaşadığını hatırlatan Doç. Dr. Kaya, bu kaybın büyük bir kısmının basit halk sağlığı önlemleriyle önlenebileceğine dikkat çekti. 2026 yılının 'Topluluklardan sınıflara: Tüm çocuklar için işitme bakımı' temasıyla ele alınacağını belirten Kaya, erken tanının, kapsayıcı eğitim ortamlarının ve yardımcı teknolojilere erişimin hayati önem taşıdığını vurguladı. 3 Mart Dünya İşitme ve Kulak Günü'nün de bu konudaki farkındalığı artırmak için önemli bir fırsat olduğunu sözlerine ekledi.
TOPLUMSAL SORUMLULUK VE ÇÖZÜMLER
İşitme kaybının genellikle 'görünmez bir engel' olarak algılandığını belirten Doç. Dr. Kaya, bu durumun bireylerin iletişim becerilerini ve toplumsal hayata katılımlarını kısıtladığını söyledi. Meslek hayatında da en büyük engelin iletişim olduğunu ve bu nedenle eğitim kurumlarının kapsayıcı düzenlemeler geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, teknolojideki gelişmelerin (dijital işitme cihazları, canlı altyazı vb.) önemli destekler sunduğunu ancak asıl belirleyici unsurun bu teknolojilere erişim olduğunu vurguladı. Eşitliğin, herkesin aynı sesi duyması değil, sesini eşit duyurabilmesi anlamına geldiğini belirterek, daha adil bir toplum için işitme sağlığının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu dile getirdi.








