2025 yılı, Türkiye'nin jeotermal enerji sektöründe yatırımların yeniden canlandığı bir dönüm noktası oldu. Türkiye Elektrik İletim A.Ş (TEİAŞ) verilerine göre, bu yıl içinde 67 Megavat (MW) kurulu güce sahip bir jeotermal enerji santrali devreye alındı. Ayrıca, yatırımcı şirketlerin elinde süreçleri devam eden 300 MW'lık bir proje stoğu bulunuyor. Bu gelişmeler, sektörün uzun süredir beklenen hareketliliğe kavuştuğunu gösteriyor.

DÜNYA LİDERLİĞİ HEDEFİ VE MEVCUT DURUM
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye'nin jeotermalin tüm kullanım alanlarında dünya lideri olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Kındap, enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması, termal turizm gibi alanlardaki yatırımların uzun vadeli çevresel ve ekonomik faydalar sağladığına dikkat çekti. Türkiye'nin, keşfi tamamlanmış jeotermal potansiyelinin sadece yüzde 11'ini kullanmasına rağmen, dünyada dördüncü, Avrupa'da ise lider konumda olduğunu belirtti.

YEKDEM SÜRESİ UZATILMALI TALEBİ
Kındap, Türkiye'nin 2030 yılında 3000 MW jeotermal kaynaklı elektrik kurulu gücü hedefine ulaşması için, Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki yatırımların 31 Aralık 2030'a kadar devreye alınması gerektiğini hatırlattı. Sektör olarak bu sürenin 2040'a kadar uzatılmasını talep ettiklerini ifade etti. Yatırımcıların lisans, izin, sondaj gibi aşamaları en iyi ihtimalle beş yılda tamamlayabildiğini, bu nedenle mevcut sürenin yetersiz olduğunu ve yatırımları caydırdığını söyledi.

ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI VE ÇEVRECİ SANTRALLER
Jeotermal enerjinin, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ve temiz, sürdürülebilir enerji ihtiyacı için kritik bir alternatif olduğunu vurgulayan Kındap, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) gibi kurumların jeotermale önemli rol biçtiğini kaydetti. Pek çok Avrupa ülkesinin, doğalgaz bağımlılığını azaltmak için jeotermali yatırım odağına aldığını belirtti. Türkiye'nin '2053 Net Sıfır' iklim hedefi için jeotermalin ısıtma ve soğutmada doğalgazın yerini alması gerektiğini, sektörün bu potansiyele hazır olduğunu ancak kamunun stratejik planlara eklemesini istediklerini dile getirdi. Dünyanın en yeni ve çevreci santrallerinin Türkiye'de olduğunu, sektörün çevre dostu bir enerji kaynağı olduğunu anlatmak için çalıştıklarını ekledi.

TARIM VE TERMAL TURİZMDE FIRSATLAR
Jeotermalin, enerji üretiminin yanı sıra tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Kındap, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Organize Tarım Bölgeleri (OTB) projelerini jeotermal kaynaklarla entegre etme çalışmalarını desteklediklerini belirtti. 42 ilde projelendirilen 61 OTB'nin 15'inin jeotermal enerji ile entegre edildiğini, Gönen'de kurulacak OTB'nin dünyanın en büyük projesi olacağını ifade etti. Termal turizm alanında ise potansiyelin gerisinde kalındığını söyleyen Kındap, 2026 ve sonrasında hizmete girecek 18 termal otelle birlikte yatak sayısının 8 bin 738'e ulaşacağını, ancak bunun yetersiz olduğunu vurguladı. Japonya'nın termal turizmden 20 milyar doların üzerinde gelir elde ettiğini hatırlatarak, Türkiye'nin de en az bu seviyede bir gelir hedefi belirlemesi gerektiğini kaydetti.







