Kayseri'de yaşanan bir kadın cinayeti, toplumun en derin yaralarından birini bir kez daha kanattı. Erciyes Üniversitesi kampüsünde, hayallerinin peşinden koşan bir kadının hayatı, eski eşinin pompalı tüfekli saldırısıyla son buldu. Bu olay, sadece bir aile trajedisi değil, aynı zamanda kadına yönelik şiddetin ne kadar yakınımızda olduğunun acı bir kanıtı.

BİR HAYATIN SONU, BİR AİLENİN YIKILIŞI
Meliha Keskin, sadece 39 yaşında bir üniversite öğrencisi değildi. O, aynı zamanda üç çocuğun annesiydi ve hayata dört elle sarılmış bir kadındı. Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi bölümünde dördüncü sınıf öğrencisi olarak, belki de hayatının en güzel yıllarını yaşıyordu. Ancak fakülte binasının önünde, ders kitapları ve çantasıyla beklerken, eski eşi F.K.'nin pompalı tüfekle gerçekleştirdiği saldırı, tüm hayallerini bir anda sonlandırdı. Ambulansla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Meliha, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

KAÇIŞ VE YAKALANIŞ: ADALETİN PEŞİNDE
Olayın hemen ardından, şüpheli F.K. otomobiliyle olay yerinden kaçmaya çalıştı. Ancak adalet bu kez hızlı davrandı. Yaklaşık 800 metre ileride, trafik polisleri tarafından silahıyla birlikte yakalanan F.K., şimdi yargı önüne çıkmayı bekliyor. Bu kaçış girişimi, suçun planlı ve kasıtlı olduğunu düşündürürken, yakalanışı ise adaletin her zaman peşinde olduğunu hatırlatıyor. Meliha'nın cansız bedeni ise otopsi için Kayseri Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
ÜNİVERSİTEDEN SERT TEPKİ: GÜVENLİK VE FARKINDALIK SÖZÜ
Erciyes Üniversitesi Rektörlüğü, yaşanan bu menfur saldırı karşısında derin üzüntüsünü dile getirdi. Yapılan yazılı açıklamada, 'Kadına yönelik şiddet, insanlık onuruna yönelmiş en büyük tehditlerden biridir' ifadeleri kullanılarak, bu tür eylemlerin en güçlü şekilde kınandığı belirtildi. Üniversite, öğrenci ve çalışanlarının güvenliği konusunda hiçbir taviz vermeden gerekli tüm tedbirleri uygulayacağını vurgularken, benzer olayların bir daha yaşanmaması için farkındalık oluşturma sözü verdi. Bu açıklama, sadece bir kurumun tepkisi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluğun da ifadesiydi.








