Konya’da dikkat çeken tarih söyleşisi: “Geçmişi bilmeden bugün anlaşılmaz”

KÜLTÜR SANAT Yayınlanma : 22 Nisan 2026 11:12 Düzenleme : 22 Nisan 2026 11:18
Konya’da dikkat çeken tarih söyleşisi: “Geçmişi bilmeden bugün anlaşılmaz”
Eğitimci-yazar Mustafa Dündar, Konya’da düzenlenen söyleşide Orta Doğu’nun kadim kavimlerini anlattı. Tarihin bugünü anlamadaki rolüne dikkat çekti.

HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) tarafından düzenlenen Pazartesi Toplantıları kapsamında, Eğitimci-Tarihçi Mustafa Dündar, “Dünya Merkezinin Kadim Kavimleri” başlıklı sunumuyla dernek üyeleriyle buluştu. Program, Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi.

İnsanlık tarihinin merkezinde yer alan ve Batı dünyasının “Orta Doğu” olarak adlandırdığı coğrafyanın önemine dikkat çeken Dündar, bu bölgenin siyasi, dini ve kültürel açıdan dünyanın kalbi olduğunu vurguladı.

COĞRAFYA KADERDİR: BOZKIRDAN DÜNYANIN MERKEZİNE

Dündar, Türklerin tarih sahnesine çıkışını değerlendirirken Fransız düşünür Edmond Demolins ve İslam tarihçisi İbn-i Haldun’un görüşlerine atıf yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Asya bozkırları toprak yapısı itibariyle düzensiz yağışları olan geçirimli bir toprak yapısı vardır bu nedenle bu bölgede otomatik olarak ot biter.

Ziraat yapma ihtimali genellikle zayıftır , bu yüzden ot biten bu geniş topraklarda Asya steplerinde , bozkırlarında insanlar otomatik olarak hayvancılık yapma ihtiyacını hissederler... Esas itibariyle İbn-i Haldun'un ‘Coğrafya kaderdir.’ tespiti burada da geçerlidir.”

TARİHTEN ANEKDOT: BİLGE KAĞAN VE KÜLTİGİN

Konuşmasında tarihi bir anekdota da yer veren Dündar, Bilge Kağan ile Kültigin arasında geçen diyalogu şu sözlerle aktardı:

“Hayır ! bizden katkat sayıca üstün olan Çin ile bu şekilde mücadele edemeyiz.Eğer biz yerleşik şehir hayatına geçecek olursak sayıları kum gibi Çinliler tarafından kuşatılır ve sonumuz gelir,bizim gücümüz göçebeliğimizde ve gerektiğinde bozkıra dağılıp,vurkaç taktiği ile mücadelemizi devam ettirmemizdedir der ve itiraz eder.”

DÖNÜŞÜM SÜRECİ VE TALAS SAVAŞI

Türklerle Araplar arasındaki ilk büyük temasın 751’deki Talas Savaşı ile başladığını belirten Dündar, bu sürecin zamanla geliştiğini ifade etti:

“Asıl dönüşüm, zamanla ve etkileşimle gerçekleşmiştir. Emevî Komutanı Kuteybe bin Müslim döneminde Maveraünnehir’de yaşanan gelişmeler, Türklerin İslamiyet ile tanışmasında önemli rol oynadı.”

ABBASİLER VE TÜRKLERİN YÜKSELİŞİ

Dündar, 1040’taki Dandanakan Savaşı’nın bir dönüm noktası olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bu zafer sadece bir savaş değil, bir devletin doğuşudur. 1055 yılında Tuğrul Bey’in Bağdat’a girişiyle birlikte, Abbâsî Halifeliği üzerindeki Şii baskısı sona erdi.”

HİCRET’İN BİR MANASI DA DEVLET OLMAKTIR

İslam tarihine de değinen Dündar, şu ifadeleri kullandı:

“636’daki Kadisiye Savaşı ile Sasani İmparatorluğu yıkılırken İslam dünyasının sınırları hızla genişledi... Sahabiler arasındaki bu muhalefet, kesinlikle itikadi konular değildir bunu iyi bilmemiz lâzım.”

TİMUR VE JEOPOLİTİK DENGE

Timur’un Altın Orda üzerindeki etkisine değinen Dündar şunları söyledi:

“Altınorda Devleti’nin kontrolünde Moskova KNEZ'liği şeklinde hayatlarını idame ettiriyorlardı , ne zamana kadar , ta ki Emir Timur'un ... Altınorda Devleti’nin üzerine yürümüş ve onu da yerle bir ederek Rusların üzerindeki baskı ortadan kalkmıştır.”

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE DEĞİŞMEYEN GERÇEK

Konuşmasının sonunda Dündar, tarih bilincinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Bu coğrafyada hiçbir gelişme tesadüf değildir. Türk, Arap, Acem ve diğer kavimler arasındaki ilişkiler, binlerce yıllık birikimin sonucudur. Bugünü anlamak için geçmişi doğru okumak zorundayız.”

Program, soru-cevap bölümünün ardından hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.