Konya’da küllerden doğan ada

ARAŞTIRMA Yayınlanma : 12 Mart 2026 02:24 Düzenleme : 12 Mart 2026 05:07
Konya’da küllerden doğan ada
Türkiye'nin en büyük tatlı su gölleri anasında bulunan Beyşehir Gölü doğal güzelliğinin yanı sıra ilçe halkı arasında anlatılan efsaneleri ile de büyük dikkat çekiyor.

KÜL ADASININ EFSANESİNİ ANLATTI

Beyşehir Gölü’nün ortasında bulunan adalarla ilgili anlatılan efsaneler dinleyenleri şaşırtıyor. Memleketi olan Beyşehir ile yaptığı araştırmalarla tanınan Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Muşmal da her fırsatta ilçe ile ilgili yaptığı araştırmalar ait paylaşımlarla dikkat çekiyor. Prof. Dr. Muşmal son olarak Beyşehir Gölü ortasında yer alan Kül Adası efsanesini sosyal medya hesaplarında paylaştı.

İŞTE ADANIN NASIL OLUŞTUĞUNUN EFSANESİ

Prof. Dr. Muşmal Kül Adası’nın olum efsanesini şöyle özetledi: ‘’Kül Adası ile ilgili anlatılan efsanenin Beyşehir’i kuran Seyfettin Süleyman Bey'in oğlu Mübarizeddin Mehmet Bey zamanında olduğu rivayet ediliyor. Beyin oğlu ava çok meraklı. Beyşehir’de de çok sayıda av imkanı var. İşte bu sürek avına düşkün olan bir bey oğlu Beyşehir'e ava gidiyor. Gezerken bir ceylan görüyor ve takibe başlıyor.  Ama bir görünen bir kaybolan ceylanı tüm aramalarına rağmen bulamayarak geri dönüyor. Ama ceylanı bir türlü unutamıyor ve ertesi gün yine ava çıkıyor. Ceylanı yine görüyor ama yakalayamadan gözden kayboluyor. Üçüncü sefer de yeni ava çıktığında mutlaka yakalayacağını belirtiyor.

KÜLLERLE DÜDENİ DOLDURMUŞLAR

Üçüncü kez ceylanı avlamak için çıktığında ceylanı buluyor ve peşine düşüyor. Ceylan da avcıyı Beyşehir Gölü’ne doğdu çekiyor. Beyşehir Gölü’ne giren Ceylan’ı yakalamak için peşindeki avcı atını kamçılayınca suyun içerisine girmiş. Bu sırada avcı göldeki düdenin içerisine düşerek atı ile birlikte suların içerisinde kaybolmuş. Durumu gören bir köylü hemen durumu bildirmiş.   Oğlunun gölde kaybolduğunu duyan Mübarizeddin Mehmet Bey de göl kenarına gelmiş. Ddeni görmüş ama oğlu yok. Hikayeyi dinledikten sora o hiddetle düdenin kapatılmasını istemiş. Bunun üzerine herkes evindeki yün, yapağı, kıl, keçe, kül ne varsa getirecek ve bu düdene basacak demiş. Tüm insanlar atlarıyla. Arabalarıyla kağnılarıyla ne buldularsa getirmişler ve gölün ortasındaki düdeni kapatmaya başlamışlar. Ama bir türlü kapatamamışlar. Bunun üzerine evinde ne kadar külü olan varsa getirecek ve bu külü buraya dökecek talimatı verilmiş. İnsanlar yıllarca küllerini getirmişler ve oraya dökmüşler. Düden dolduğu gibi zaman içerisinde orası bir tepe haline gelmiş.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.