Emekli Öğretim Üyesi Haşim Karpuz, Türk evinin oda ve sofa etrafında şekillenen mimarisiyle yalnızca bir yapı türü olmadığını; toplumsal hafızanın, kültürün ve yaşam biçiminin mekâna yansıması olduğunu ifade etti.
Karpuz, “Konya evleri bir hayat tarzıdır, bir medeniyet tasavvurudur” diyerek Türk odasının kökeninin Orta Asya’daki çadırlara dayandığını vurguladı. Bu bağın, Türk ev kültürünün göçebe dönemden yerleşik hayata geçerken nasıl evrildiğini açıkça gösterdiğini belirtti.
TARİHÎ KONYA EVLERİ ANLATILDI
HİSDER tarafından, Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen Pazartesi Toplantıları’nda Prof. Dr. Haşim Karpuz, “Tarihî Konya Evleri” konulu sunumunu slayt eşliğinde dernek üyeleriyle paylaştı.
EV İNSAN HAYATININ MERKEZİDİR
Karpuz, konuşmasının başında evin insan hayatındaki rolüne değinerek; evin fizyolojik, kültürel, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik ihtiyaçları karşılayan bir mekân olduğunu ifade etti.
Osmanlı coğrafyasındaki evlerin ortak özellikler taşıdığını, bu yapıların üst kimliğinin “Türk evi” olduğunu belirtti. Sofasız evlerin genellikle tek katlı olduğunu, hayatlı evlerde bahçeden doğrudan odaya girildiğini söyledi. Türk evinin, mimarinin ötesinde bir medeniyet anlayışını yansıttığını vurguladı.
SOFA ETRAFINDA ŞEKİLLENEN BİR MEDENİYET
Türk sivil mimarisinin ayırt edici unsurlarından olan sofalı ev geleneğinin bir yaşam kültürünü yansıttığını belirten Karpuz, Türk evlerini dış sofalı, orta sofalı ve iç sofalı olarak üç gruba ayırdı.
Avlunun; kuyu, mutfak, tandır, ahır ve kiler gibi unsurlarla başlı başına bir yaşam alanı olduğunu, ancak evin esas yaşama biriminin oda ve sofa olduğunu ifade etti.
TÜRK ODASININ KÖKENİ ÇADIRDIR
Konya’daki Koyunoğlu Evi’nin iç sofalı ev tipinin önemli bir örneği olduğunu belirten Karpuz, Konya’da orta sofalı ev bulunmadığını, bu plan tipinin Karaman’daki Tarkanlar Evi’nde görüldüğünü söyledi.
Odanın; oturma, yatma, yıkanma ve depolama gibi tüm işlevleri tek mekânda çözdüğünü belirten Karpuz, Türk odasının kökeninin Orta Asya çadırlarına dayandığını ve süslemelerin sembolik anlamlar taşıdığını anlattı.

TARİHTEKİ KONYA
16. yüzyılda Matrakçı Nasuh’un Konya’yı son derece doğru ölçülerle resmettiğini belirten Karpuz, Konya Köşkü kazılarında ortaya çıkan bulguların bu doğruluğu teyit ettiğini söyledi.
Konya evlerine ait ilk görsellerin ise 1820 yılında Fransız seyyah Léon de Laborde’un gravürlerine dayandığını ifade etti.
CELİLE HANIM’IN BÜYÜK HİZMETİ
Celile Berk Butka’nın “Konya Evleri” adlı eserinin Türk konut mimarisi açısından büyük bir arşiv niteliği taşıdığını belirten Karpuz, bu çalışmanın yıkılan pek çok Konya evini belgeleyerek günümüze aktardığını vurguladı.
ELDEM, MİLLİ BİR BİLİNÇ OLUŞTURDU
Sedad Hakkı Eldem’in öncülük ettiği Milli Mimari anlayışına değinen Karpuz, Eldem’in Türk Evi’ni yalnızca bir konut tipi değil, bir hayat felsefesi olarak ele aldığını ifade etti.
MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZÜN BEŞİĞİ EVLER
Konya’daki bazı önemli yapıların Marunilere ait olduğunu belirten Karpuz, geleneksel Konya evlerinin büyük bölümünün korunamadığını, 1982’den sonra ancak sınırlı sayıda evin koruma altına alındığını söyledi.
Celâl Sokak, Sokullu Mehmet Paşa Sokak, Gül Sokak ve Mengüç Caddesi’ndeki evlerin bu açıdan önem taşıdığını vurguladı.
Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından Prof. Dr. Haşim Karpuz’a hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.









