Birçok efsaneye ve rivayete konu olan bu mezarlık, geçmişiyle Mevlana Celaleddin Rumi dönemine kadar uzanıyor.
İslam inancında büyük anlam taşıyan “üç, yedi ve kırk” sayıları, halk arasında da derin bir yer edinmiştir. “Üçlere, yedilere, kırklara karışmak” sözünün kökeni de bu anlayıştan gelir. Rivayete göre Horasan erlerinden üçü, mürşitlerinin vefatından sonra onun vasiyeti üzerine Konya’ya doğru uzun bir yolculuğa çıkar. Şehre vardıklarında onları derviş kılıklı bir zat karşılar ve kalenin kapısından itibaren rehberlik eder.

ÜÇ DERVİŞİN YOLCULUĞU
Peçeyle yüzünü örten bu derviş, konuklarına büyük bir misafirperverlik gösterir ve onlara Mevlânâ Dergâhı’na ait olduğunu söyler. “Sizler de bu dergâhın dervişlerisiniz” der ve peçesini açtığında üç Horasanlı, karşılarında defnettikleri mürşitlerini görür. Şaşkınlıkla yere kapanırlar; başlarını kaldırdıklarında ise mürşitleri kaybolmuştur.

ÜÇ KARDEŞİN VASİYETİ
Olayın ardından Mehmet, Mahmut ve Ahmet adındaki bu üç kardeş, bugün mezarlığın bulunduğu yerin karşısına bir zaviye inşa eder. Hayattayken “Mevlana Celaleddin Rumi’ye yakın bir yere gömülmek” isteyen üç dervişin vasiyeti ölümünden sonra yerine getirilir. Zaman içinde halk arasında burası “Üçler Mezarlığı” olarak anılmaya başlar. Başka bir rivayete göre ise mezarlık, adını Fatih Sultan Mehmet döneminde almıştır.

ÜNLÜ İSİMLERİN SONSUZ İSTİRAHATGAHI
Mezarlık, asırlar boyunca Mevlânâ’ya yakın olmak isteyen tarikat şeyhlerinin, alimlerin ve önemli şahsiyetlerin defnedildiği kutsal bir yer haline gelmiştir. Burada Mevlânâ soyundan Çelebiler, ünlü alimlerden Hacı Veyiszade Mustafa Sabri Kurucu, Tahir Büyükkörükçü, araştırmacı Mehmet Önder ve Mevlânâ’nın eserlerini Fransızcaya çevirerek İslam’ı seçen Prof. Dr. Eva De Vitray Meyerovitch gibi birçok önemli isim yatmaktadır.

ASIRLIK TARİHİN SESSİZ TANIĞI
Üçler Mezarlığı’nın tam kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Hz. Mevlânâ’nın vefat ettiği 1273 yılından sonra onun manevi yakınında olmak isteyenlerin buraya gömülmesiyle mezarlığın oluşmaya başladığı kabul edilir. 1947 yılında müzeye kaldırılan mezar taşları arasında Selçuklu ve Beylikler dönemine ait örneklerin bulunması da mezarlığın ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Bugün Konya’nın tam kalbinde yer alan Üçler Mezarlığı, hem manevi atmosferi hem de tarihi değeriyle şehrin en özel noktalarından biri olmayı sürdürüyor.








