Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü ve tıbbi mikrobiyolog Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, kuş gribi vakalarının son yılların en yüksek seviyesine ulaştığını belirterek, erken tanı, hızlı bildirim ve gelişmiş tanı kitlerinin pandemi hazırlığı ve ulusal sağlık güvenliği açısından stratejik bir öncelik haline geldiği uyarısında bulundu.
AVRUPA'DA VAKALAR REKOR KIRDI
Prof. Dr. Şanlıdağ, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) raporlarına göre, 2025 sonbaharında sadece üç aylık süreçte 2 bin 896 yüksek patojeniteli kuş gribi vakasının raporlandığını ve bunun 2016'dan bu yana kaydedilen en yüksek düzey olduğunu açıkladı. Vakaların büyük bölümünün yabanıl kuşlarda görülmesinin, çevresel bulaş yoluyla kümes hayvanlarına geçiş riskini ciddi şekilde artırdığını vurguladı.
İNSAN SAĞLIĞI İÇİN RİSK DEVAM EDİYOR
Prof. Dr. Şanlıdağ, insan sağlığı açısından mevcut riskin genel toplum için düşük düzeyde olduğunu, ancak hayvan-insan arayüzünde somut bir bulaş riskinin devam ettiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2024 yılı başından itibaren analiz edilen 71 Influenza A (H5) insan vakasının tamamında enfekte hayvanlar veya bulaşmış çevre ile temas öyküsü bulunduğunu hatırlattı. Henüz insandan insana bulaş tespit edilmese de, özellikle hayvancılıkla uğraşanlar, veterinerler ve laboratuvar personeli gibi mesleki risk gruplarında erken tanı ve hızlı bildirimin hayati önem taşıdığını vurguladı.
GELİŞMİŞ TANI SİSTEMLERİNE ACİL İHTİYAÇ
Prof. Dr. Şanlıdağ, aşılı kümes hayvanlarında dahi vakaların görülmesinin mevcut izleme ve tanı yaklaşımlarının yetersizliğini gösterdiğini ifade etti. GISAID veri tabanına yüklenen on binlerce genom dizisinin, resmi bildirimlerin sahadaki gerçek epidemiyolojik yükü tam olarak yansıtamadığını ortaya koyduğunu belirterek, bu durumun yeni varyant riskini artırabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle, hızlı, duyarlı ve çoklu alt tipleri aynı anda saptayabilen tanı kitlerinin geliştirilmesinin artık sadece bilimsel bir hedef değil, pandemi hazırlığı ve ulusal sağlık güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu sözlerine ekledi.








