Konya’nın Selçuklu ilçesinde 61 No’lu Şehit Ufuk Başarı Aile Sağlığı Merkezi’nde görev başındaki aile hekimi Dr. Ahmet Tolu ile merkeze hasta olarak gelen müezzin Yusuf Mete arasında tartışma yaşandı.
Darp ile sonuçlanan olayın ardından müezzin Yusuf Mete, bugün Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınarak tutuklandı.
Kamuoyunda tartışmalara neden olan olayın ardından Diyanet-Sen Konya Şube Başkanı Ali Koç ile Din Bir-Sen Konya Şube Başkanı Ali Bitim, sendika üyelerinin de katılımıyla bugün ortak basın açıklaması yaptı.
Diyanet-Sen Konya Şube Başkanı Ali Koç, tutuklama kararının hukuka ve adalet ilkelerine aykırı olduğunu belirterek, “Diyanet-Sen ailesi olarak, haksız ve orantısız tutuklama kararından vazgeçilerek hocamızın serbest bırakılması, yargılama sürecinin tutuksuz devam emesini talep ediyoruz” dedi.
“YUSUF METE’NİN MAĞDURİYETİ GÖZARDI EDİLİYOR”
Kamuoyuna yansıyan bilgilerin tek taraflı kaldığını ve Yusuf Mete’nin yaşadığı mağduriyetin göz ardı edildiğini savunan Koç, şunları söyledi:
“Konya’nın Selçuklu ilçesinde iki kamu görevlisi arasında yaşanan ve yargıya intikal eden üzücü olayda, din görevlimiz Yusuf Mete’nin darp raporu alacak kadar yaralanmış olmasına rağmen tutuklanması, adaletin terazisine gölge düşürmüştür.
Selçuklu ilçesindeki 61 No’lu Şehit Ufuk Başarı Aile Sağlığı Merkezi’nde, aile hekimi Dr. Ahmet Tolu ile meslektaşımız Yusuf Mete arasında sıra bekleme meselesi nedeniyle başlayan tartışma, ne yazık ki istenmeyen bir fiziksel arbedeye dönüşmüştür.
Olayın ardından kamuoyuna yansıyan bilgilerin tek taraflı olduğu, hocamız Yusuf Mete’nin yaşadığı mağduriyetin ise göz ardı edildiği görülmüştür.
Yaşanan arbede sırasında hocamız Yusuf Mete, burnu kanayacak ve sol kolunu kullanamayacak derecede fiziksel saldırıya uğramış, ayrıca olay yerinde hakaretlere maruz kalmıştır. Yusuf Mete, karşı taraf hakkında suç duyurusunda bulunarak hukuki haklarını kullanmıştır.”
“HOCAMIZ YARALANMASINA RAĞMEN TUTUKLANMASI PEŞİN HÜKÜMLÜ BİR YAKLAŞIMDIR”
Tartışmanın iki kamu personeli arasında yaşanmasına rağmen olayın neden tek taraflı bir saldırı gibi gösterildiğini soran Koç, “Diyanet-Sen olarak soruyoruz: Karşılıklı darp iddiaları, yaralanmalar ve her iki tarafın da birbirinden şikâyetçi olduğu bir dosya mevcutken olayın ‘tek taraflı bir saldırı’ olarak değerlendirilip din görevlimizin tutuklanması hangi hukuk ilkesiyle bağdaşmaktadır? Tarafların her ikisi de kamu görevlisidir. Olay, hizmet alan–hizmet veren ilişkisinden ziyade iki kamu personeli arasında yaşanan karşılıklı bir tartışmadır. Yusuf hocamızın sabit ikametgâhı belli, delilleri karartma şüphesi bulunmayan ve kendisi de yaralı olan bir kişi olmasına rağmen tutuklu yargılanması, ‘peşin hükümlü’ bir yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.
“HAKSIZ VE ORANTISIZ BU KARARDAN VAZGEÇİLMELİ”
Sağlık çalışanlarına yönelik her türlü şiddetin karşısında olduklarını dile getiren Koç, din görevlilerine yönelik haksız muamelelere de karşı olduklarını söyledi.
Adaletin meslek gruplarına göre değil, olayın oluş şekli ve delillere göre tecelli etmesi gerektiğini vurgulayan Koç, sözlerini şöyle tamamladı: “Yusuf Mete hocamız sahipsiz değildir.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, yalnızca bir tarafın değil, meslektaşımızın maruz kaldığı fiziksel ve sözlü saldırıların da dikkate alınması gerekmektedir.
Hukukun üstünlüğüne olan inancımızla, yargılama sürecinin tutuksuz devam etmesi ve gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkması en büyük beklentimizdir.
Diyanet-Sen ailesi olarak, haksız ve orantısız bu tutuklama kararından vazgeçilerek hocamızın serbest bırakılmasını talep ediyor; kıymetli hocamız Yusuf Mete’nin yanında olduğumuzu ve hukuki sürecin her aşamasını titizlikle takip edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”









