Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Kankaya, obezitenin sadece estetik bir kaygı değil, ciddi sağlık riskleri taşıyan kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu vurguladı. Dünya Obezite Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Kankaya, obezitenin sağlığı olumsuz etkileyen aşırı yağ birikimiyle karakterize olduğunu belirtti. Obezitenin tanısında en sık kullanılan Beden Kitle İndeksi (BKİ) değerlerine göre 25-29,9 arası fazla kilolu, 30 ve üzeri obez, 40 ve üzeri ise morbid obezite olarak sınıflandırılıyor. Bel çevresi ölçümünün de karın içi yağlanma ve kalp-damar riski açısından önem taşıdığına dikkat çekildi.
Küresel Bir Halk Sağlığı Sorunu Haline Geldi
Dr. Kankaya, obezitenin dünya genelinde hızla arttığını ve yetişkin nüfusun önemli bir kısmını etkilediğini ifade etti. Obezitenin kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını, tip 2 diyabet gelişimini hızlandırdığını, yaşam kalitesini düşürdüğünü ve sağlık sistemleri üzerinde ciddi ekonomik yük oluşturduğunu belirtti. Hastalığın çok faktörlü bir yapıya sahip olduğunu ve hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme, genetik yatkınlık, uyku düzensizliği, stres, hormonal dengesizlikler ve bazı ilaçların uzun süreli kullanımının başlıca nedenler arasında yer aldığını söyledi. Temel mekanizmanın alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizlik olduğunu sözlerine ekledi.
Pek Çok Hastalığa Davetiye Çıkarıyor
Obezitenin pek çok hastalığın gelişimini kolaylaştırdığını belirten Dr. Kankaya, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, tip 2 diyabet, inme, dislipidemi, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve bazı kanser türlerinin obeziteyle yakından ilişkili olduğunu dile getirdi. Özellikle insülin direncini artırarak tip 2 diyabet gelişimini hızlandırdığını, kan basıncını yükselttiğini, damar sertliğini artırdığını ve kalp krizi riskini belirgin şekilde yükselttiğini vurguladı. Bu nedenle obezitenin, kalp-damar hastalıklarının en önemli önlenebilir risk faktörlerinden biri olarak kabul edildiğini belirtti. Tedavinin ilk adımının yaşam tarzı değişikliği olduğunu, kişiye özel beslenme planı, düzenli fiziksel aktivite, davranış değişikliği ve uzun vadeli takip ile hem kilo verilmesinin hem de verilen kilonun korunmasının hedeflendiğini söyledi. İleri vakalarda ilaç tedavisi veya bariyatrik cerrahi gibi yöntemlerin de değerlendirilebileceği ifade edildi. Obeziteden korunmak için ise günlük fiziksel aktivitenin artırılması, porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi, işlenmiş gıdalardan kaçınılması, düzenli uyku ve periyodik sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiği önerildi.








