ERKEN TEŞHİS HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Zamanında tarama testlerinin yapılmaması ve hastalığın erken evrede belirti vermemesi nedeniyle tanı koymada yaşanan gecikmenin, tedaviyi zorlaştırdığını ve ölüm oranlarını artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Canat, 50 yaşından itibaren PSA testi ve parmakla rektal muayenenin yapılması gerektiğini söyledi. Şüpheli durumlarda ise manyetik rezonans (MR) görüntüleme ve biyopsi uygulanıyor. Aile öyküsü olanlarda ise taramanın 40-45 yaşlarında başlatılması öneriliyor. Hastalık ilerlediğinde sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrar akışında zayıflama, idrarda veya menide kan görülmesi ve bel veya kalça bölgesinde ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bu belirtiler görüldüğünde de prostat kanseri araştırması yapılmalı.

SAĞLIKLI YAŞAM TARZI RİSKİ AZALTIR
Prostat kanseri risk faktörleri arasında yaşın en önemli unsur olduğunu, 50 yaş üstünde görülme sıklığının arttığını belirten Canat, aile öyküsünün de önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı. Sağlıksız yaşam tarzı, obezite, doymuş yağdan zengin beslenme ve fiziksel hareketsizliğin de riski artırdığını ekledi. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Canat, düzenli egzersiz, dengeli beslenme, kırmızı et ve yağ oranı yüksek gıdaların sınırlandırılması, sigara ve alkol tüketiminin olmamasının riski azaltabileceğini ifade etti. Tedavide ise hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınıyor. Erken evre ve düşük riskli hastalarda aktif izlem seçeneği bulunurken, hastalığın evresine göre cerrahi tedavi, radyoterapi, hormon tedavisi, kemoterapi ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler uygulanabiliyor. 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü'nün, toplumda bilinç oluşturmak için önemli bir fırsat olduğunu sözlerine ekledi.







