Rumi’nin “Gel” çağrısı 752 yıldır dünyayı Konya’da buluşturuyor

KÜLTÜR SANAT Yayınlanma : 08 Aralık 2025 17:03 Düzenleme : 08 Aralık 2025 17:36
Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin 17 Aralık 1273’teki vuslatının ardından inşa edilen Mevlana Müzesi, 752 yıldır milyonları “gel” çağrısıyla Konya’da bir araya getiriyor.

Dünyada öğretileriyle evrensel ilgi gören büyük mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin 17 Aralık 1273’te vefatının ardından yaptırılan ve yeşil kubbesiyle simgeleşen türbesi, günümüzde Mevlana Müzesi olarak milyonları ağırlamaya devam ediyor.

Mevlana’nın eserlerindeki ilahi aşk, sevgi, hoşgörü, barış, kardeşlik ve tasavvufi öğretiler, onu evrensel bir gönül rehberi haline getirirken, türbenin bulunduğu müze de “Mevlana’nın 752. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri” dolayısıyla yoğun günler yaşıyor.

MANEVİYAT, ESTETİK VE TARİH AYNI ÇATIDA

İnce işçilikli duvar süslemeleri, çini ve hat eserleriyle zarif bir görsel güzellik sunan müze, tarih ve estetiği bir araya getirirken ziyaretçilerini aynı zamanda manevi bir yolculuğa da çıkarıyor.

Ziyaretçiler, müzenin huzur ve dinginlik dolu atmosferinde ruhen bir arınma ve içsel yolculuk da yaşıyor.

ZİYARETÇİ SAYISI MİLYONLARI AŞTI

Geçtiğimiz yıl 3 milyon 48 bin 55 kişiyle Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Mevlana Müzesi, bu yılın ilk 11 ayında da 2 milyon 776 bin ziyaretçiyi ağırladı.

SELÇUKLU SARAYININ GÜL BAHÇESİYDİ

Mevlana Müzesi Müdürü Naci Bakırcı, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’a ait “Has gül bahçesi” hakkında şu bilgileri verdi:

“Bahaeddin Veled'in 'Çocuklarımın ve yarenlerimin kokusunu bu bahçede duyuyorum' sözü üzerine de Alaattin Keykubat, bahçeyi vakfedip hediye ediyor. İlk çekirdek yapı Hazreti Mevlana'nın babasının mezarıdır.

Daha sonra Mevlana'nın 17 Aralık'ta vefatı üzerine 1274 yılında Selçuklu vezirleri ve saraydaki bir hanım tarafından bugünkü türbenin ilk şekli yapılmıştır. Aradan geçen zamanda eklemeler yapılarak bugünkü külliye halini almıştır.

Tespitlerimize göre Osmanlı coğrafyasındaki bugünkü 22 ayrı ülkede 174 tane Mevlevihane var. Bu Mevlevihanelerin hepsi buradan idare edilmiştir.”

NADİR ESERLER İLK KEZ SERGİLENİYOR

Naci Bakırcı, müzede bu yıl ilk defa sergilenen nadir eserlerle ilgili şu bilgiyi paylaştı:

“Müzenin nadir eserlerinden 171 tanesini ilk defa bu sene sergiye koyduk. Müzenin ciddi bir yabancı ziyaretçi sayısı da var. Bu rakam bu sene 500 bin civarında. Uzakdoğu'dan ve Batı ülkelerinden bol miktarda ziyaretçiler geliyor.”

TARİH SANAT VE MANEVİ ATMOSFER BİR ARADA

Müzeye “Dervişan”, “Hamuşan”, “Çelebiyan” ve “Küstahan” adı verilen dört farklı kapıdan giriş yapılabiliyor.

Türbe bölümünde, Hazreti Mevlana ve bazı Mevlevi büyüklerinin sandukaları, çiçek motifleri ve kaligrafik yazılarla büyük bir manevi derinlik sunuyor.

Avluda yer alan şadırvan, Şeb-i Arus havuzu ve selsebil çeşmesi, 1512 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldı.

MÜZE KOLEKSİYONUNDA TARİHİN İZLERİ

Müzede;

  • Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait Mevlevi eşyaları

  • El yazması eserler

  • Zikir tespihleri

  • Tasavvuf musikisi enstrümanları

bulunuyor.

Ayrıca Hazreti Osman dönemine ait olduğu düşünülen 9 Kur’an-ı Kerim sayfası ile ceylan derisi üzerine Kufi yazısıyla yazılmış Kur’an sayfaları müzenin en kıymetli eserleri arasında yer alıyor.

DERVİŞLERİN GÜNLÜK YAŞAMI DA CANLANDIRILIYOR

Ziyaretçiler, bahçe bölümlerinde Mevlevi kıyafetleri, türbedar ve vakıf katibi bölümlerini gezerek Mevleviliğin günlük yaşamına dair ayrıntıları yakından görüyor.

Matbah (mutfak) bölümünde ise yemek pişirme, sofra düzeni ve Mevlevi ritüellerinin canlandırmaları sergileniyor. Bu bölüm, tevazu, paylaşım ve tarikat yaşamının sosyal ve manevi yönünü yansıtıyor.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.