Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Konya teşkilatı tarafından düzenlenen “Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı Anma ve Anlama” programında konuştu. Erbakan’ın herkes için bir okul olduğunu ifade eden Arıkan, “Bu okul, Siyonizm’e karşı açılmış cephenin en ileri karakoludur” dedi.
“Adalet Sofraları” temalı iftar organizasyonunun ardından gerçekleşen program Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başladı. Konuşmasında, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yalnız bir siyasetçi değil, fikirleriyle çağını aşan bir lider olduğunu vurgulayan Arıkan, “Erbakan Hocamız teknik üniversitede profesör, sanayide girişimci, Meclis’te milletvekili, hükümetlerde başbakan yardımcısı ve 54’üncü Hükümet’te Başbakan olarak görev yaptı. Ancak tüm bu unvanların ötesinde, yaşadığı çağda adaleti ayakta tutma mücadelesi veren bir öncüydü. O, tüm yeryüzüne yönelik bir itirazın ve bir ahlakın temsilcisiydi” diye konuştu.
Arıkan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
“BİR İTİRAZIN VE BİR AHLAKIN ÖNCÜSÜYDÜ”
“Tarihte bazı liderler vardır, onlar yaşadıkları dönemi aşar, mücadeleleriyle yarınlara yön verirler, fikirleriyle bir okul olurlar. İşte Erbakan Hocamız böyle bir liderdi. Teknik üniversitede profesör, Gümüş Motor’da girişimci, Odalar ve Borsalar Birliği’nde genel sekreter, TBMM’de beş dönem Konya Milletvekili, Çeşitli hükümetlerde Başbakan Yardımcısı, Uluslararası arenada stratejik bir akıl ve 54. Hükümet’te Başbakandı. Ancak tüm bunlar ile birlikte yaşadığı çağda ‘adaleti’ ayakta tutma gayretinde olan şahitlerdendi. Tüm yeryüzüne yönelik bir itirazın ve bir ahlakın öncüsüydü.”

“ERBAKAN HOCA HAKLIYMIŞ”
“Hep duyduğumuz bir cümle vardır: ‘Erbakan Hoca haklıymış’ Bu cümle bizim için hem sevindirici hem hüzün vericidir. Sevindiricidir; çünkü fikirleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hüzün vericidir; çünkü gerçekleşmesin diye uyardığı tehlikeler, gerçekleştikten sonra kendilerine haklılıkları teslim edilmektedir. Bugün onu bir çınarın gölgesini, bir babanın duasını, bir hocanın şefkat ve merhamet dolu bakışlarını özler gibi özlüyoruz”
“BÜTÜN İNSANLARIN SAADETİ İÇİN ÇALIŞMIŞTIR”
“Bugün teknolojinin zirvesindeyiz, ama merhametin en dip noktasındayız. İletişim çağındayız, ama insanlar ve sınırlar arasına duvarlar örmüşüz. Mars’a bile araç gönderiyoruz, ama Gazze’ye, mazlum coğrafyalara ulaşamıyoruz. Bu dünya; 79 yıldır Keşmir’e, 78 yıldır Filistin’e, 77 yıldır Doğu Türkistan’a, 20 yıl Afganistan’a, Irak’a, Suriye’ye, Yemen’e ve işte en son 2,5 yıldır Gazze’ye karşı sessiz ve seyirci kalmıştır. İnsanlık bu dramlarda sorumluluğunu yerine getirememiştir. İşte tam da bu yüzden bugün sadece ülkeler, ekonomiler, sistemler krizde değil, aynı zamanda ‘insanlık’ krizde, vicdan krizde, ahlak krizde, merhamet krizde.
Epstein dosyaları, bebeklerin kanı, masumların canı üzerinde şantaj ve şeytanlıklarla dolu bir sistemin ifşası olmuştur. Sistemin yargı, siyaset ve medya başta olmak üzere her alanı şantaj, tehdit ve iğrençlikle nasıl yönettiğinin ispatı olmuştur. Siyonizm tam olarak budur. Erbakan hocamız ise krizler içerisindeki bu dünyada son nefesine kadar sadece Konya ve Türkiye için değil, sadece bölgemiz için değil sadece Müslümanlar için değil, bütün ‘insanların saadeti’ için çalışmıştır.”
“ERBAKAN HOCAMIZ BİR OKULDUR”
“Erbakan Hocamız bir okuldur. Ama yalnızca Türkiye için değil, bütün insanlık için bir okuldur. Bu okul, Siyonizm’e karşı açılmış cephenin, en ileri karakoludur. Bu okul, faize belasına karşı başlatılmış en kararlı mücadeledir. İşte tüm bunlardan dolayıdır ki; Erbakan hocamız baskılara, engellemelere, kapatmalara, 28 Şubat karanlığına maruz kalmıştır.
“28 ŞUBAT EN SİNSİ VE EN KİRLİ DARBEDİR”
“28 Şubat’ın 29. yıldönümü. Cumhuriyet tarihimizde birçok darbe oldu. Ancak bu darbelerin içinde en sinsi ve en kirli olanlarından birisi 28 Şubat darbesidir. Ne irtica ne şu ne bu… 28 Şubat’ın iki sebebi vardır. Biri, rantiyecilere giden hortumun kesilerek, denk bütçe yapılması. Diğeri ise D-8’lerin kurulması. Birincisi içerideki işbirlikçi rantiyeyi, diğeri de dışarıdaki emperyalistleri rahatsız etmiştir. Ancak Erbakan Hocamız asla yılmamış, bir kez olsun ‘benden bu kadar’ dememiştir. İşte tam burada; yılmayan, yıkılmayan bir azimle millet için, ümmet için, insanlık için çalışan Erbakan hocamızı anlamaya çalışmalıyız.”
ERBAKAN’I ANLAMAK
“Erbakan Hocamızı anlamak, kürsüye çıkıp, bir iktisat modelini, bir parti programını, seçim stratejilerini, dinleyicilere aktarmak değildir. Erbakan’ı anlamak, kuklayla değil kuklacıyla mücadele etmektir. Erbakan’ı anlamak, ‘faiz ekonominin mikrobudur’ cümlesini bir retorik olarak değil, Bir sistem eleştirisi olarak okumaktır.
Çünkü mesele, sadece yüksek faiz oranları değildir! mesele milyonlar köle gibi çalışırken servetin belirli ellerde toplanmasıdır. Erbakan’ı anlamak demek Milli Görüşteki ‘milli’ kelimesinin künhüne varmak demektir. Erbakan Hocamızın ‘milli’ kavramı, Irkçı-ulusalcı dar kalıpların dışındadır. Onun ‘milli’ tasavvuru renkleri, ırkları, dilleri farklı da olsa haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında bir araya gelmektir. ‘Sürünerek de olsa İran’a giderim’ sözünün ne anlama geldiğinin farkına varıp mezhepçilik tuzağına düşmemektir.
Erbakan’ı anlamak Sadece D-8, için D-60 için değil D-160 için mücadele etmektir. Erbakan’ı anlamak, 28 Şubat Post-modern Darbe Sürecini seküler-dindar ya da asker–sivil gerilimi olarak okumak değil, küresel sömürü sisteminin ülke kaynaklarına çökme projesi olarak görmektir.
Erbakan’ı anlamak yoksul bırakılmış insanlarla kameralar önünde göstermelik iftarlar yapmak değil doğuda ve batıda, kuzeyde ve güneyde Tüm insanlardan yoksulluğu gidermek için mücadele etmektir. Bu sözümü dikkat buyurunuz! Erbakan’ın anlamak demek Halk Partisi ve Adalet Partisi arasına sıkışmış siyasette Milli Selamet Partisi olarak üçüncü bir yol açabilmek ister sağcı olsun ister solcu olsun bu ülkenin insanlarıyla oturup müzakere edebilmektir.”
“ERBAKAN’I ANMAK ERBAKAN GİBİ AYAĞA KALKMAKTIR”
“Bugün; Erbakan Hocamızı anlayamayanları, onu yaşarken yalnız bırakanları, anma programlarında en ön saflarda görüyoruz, bizim hep söylediğimiz bir şey var: ‘Erbakan’ı Anmak; Erbakan gibi olmaya çalışmaktır’ Çünkü Erbakan’ı anmak, bir ismi yad etmek değil, bir iddiayı omuzlamaktır. Onu gerçekten anmak istiyorsak, konforlu alkış alanlarından çıkıp riskli doğruların safına geçmek zorundayız. Şikâyet etmek değil, model inşa etmektir. Erbakan olmak mazlumun coğrafyasını haritada değil, kalbinde taşımaktır. Erbakan olmak gençlere umut vermek değil, umut olacak bir düzen kurmaktır. Erbakan olmak sistemin diliyle konuşmamaktır. Alkıştan önce hesabı, güçten önce hakkı, kazançtan önce ahlakı koymaktır. Bugün mesele Erbakan’ı sevmek değildir! Mesele, onun taşıdığı yükü taşımaya hazır olup olmadığımızdır. Eğer biz; adalet için risk almıyorsak, üretim için ter dökmüyorsak, ahlak için bedel ödemiyorsak anma programları sadece birer hatıra töreni olarak kalır. Erbakan’ı anmak, onun gibi ayağa kalkmaktır.”
“BİZE BIRAKTIĞI EN BÜYÜK MİRAS AHLAK VE MANEVİYATTIR”
“Erbakan hocamızın, bugün bizlere bıraktığı en önemli miras; ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ ilkesidir. Her ne iş yaparsak yapalım, hangi görevi üstlenirsek üstlenelim önce niyetimiz temiz olacak, ahlakımız düzgün olacak, Ekonomik gelişme, sanayileşme, diplomasi, teknolojik ilerleme, hepsi önemlidir. Fakat ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ prensibi olmazsa bunlar birer zulüm aracına dönüşür.
“TANKLARI YENEN ÇİÇEKLER YETİŞTİRMEYİ ERBAKAN HOCAMIZDAN ÖĞRENDİK!”
“Memleket uğruna ibadet eder gibi çalışmayı Erbakan Hocamızdan öğrendik! ‘Bu işler böyle gelmiş böyle gider’ dediler, adaletin terazisini yeniden kurmayı Erbakan Hocamızdan öğrendik. ‘Tek başına bir şey yapamazsın’ dediler, Müslümanların birlik olup ayağa kalkabileceğini Erbakan Hocamızdan öğrendik. ‘Hayal bunlar, olmaz’ dediler, milletin umudunu gerçeğe dönüştürmeyi Erbakan Hocamızdan öğrendik. ‘Üretemeyiz’ dediler, ağır sanayi hamlesini başlatıp, motor üretmeyi Erbakan Hocamızdan öğrendik. ‘Dünya düzeni böyle’ dediler, hakkı üstün tutan ‘Yeni Bir Düzen’ kurmayı Erbakan Hocamızdan öğrendik. ‘Batılılar müsaade etmez’ dediler, hürriyeti Kıbrıs dağlarına yazmayı Erbakan Hocamızdan öğrendik. ‘Bir çiçekle bahar olmaz’ dediler, dünyanın dört bir köşesinde tankları yenen çiçekler yetiştirmeyi Erbakan Hocamızdan öğrendik. İşte o bahar geldi. İşte Milli Görüş burada!”









