
CAMİ DÜZENİNİN İLK ÖRNEĞİ
Konya'da 1201-1202 yıllarında çevredeki bölgenin cuma namazını kılmak için inşa edilen İplikçi Cami, 13. yüzyılda Anadolu Selçuklu Sultanlığı tarafından benimsenen cami düzeninin ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca Anadolu'da tuğla kullanılarak inşa edilen sadece iki Selçuklu dönemi camisinden birisi olarak ön plana çıkıyor.

TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASI
Peki 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra İplikçi Cami bir dönem Arkeoloji müzesi olarak da kullanıldığını biliyor muydunuz? 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra Konya Mevlâna Dergâhı “Konya Asar-ı Atika Müzesi” adı altında 2 Mart 1927 tarihinde müze olarak ziyarete açıldı. Açılan yeni müzeye eski müzede bulunan bütün eserler taşıttırıldı. 1931 yılında Konya’ya gelen Atatürk, müzede iki buçuk saat kadar bir inceleme yaptı ve daha sonra müzenin şeref defterine: “Tertip ve intizamdan çok memnun oldum” kaydını düştü.

ARKEOLOJİ MÜZESİ YAPILDI
Konya Asar-ı Atika Müzesi’nin, Mevlâna Müzesi olarak düzenlenmesi kararı alındıktan sonra burada bulunan arkeolojik eserler 1953 yılında da İplikçi Camii’ne taşıttırıldı. 1947 yılında tamir edilerek 1954’te Arkeoloji Müzesi hâline getirildi. İplikçi Cami 1962 yılına kadar Arkeoloji Müzesi olarak kullanıldı. Arkeoloji Müzesi 1962 yılında Larende Caddesi üzerinde yapılan bugünkü binasında hizmete açıldı.

İPLİKÇİ CAMİ
Meram ilçesine bağlı Kürkçü (günümüzde Şükran) Mahallesi sınırları içerisindeki Mevlâna Caddesi, bulunmaktadır. Kuzeyinden geçen mezkûr caddenin yeniden düzenlenmesi ve zamanla dolarak yükselmesi sebebiyle cami, yol seviyesinden bir buçuk metre kadar çukurda kalmıştır. Bu sebeple yapıya giriş on basamaklı bir merdivenden inerek sağlanmaktadır.
Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen bir mekâna oturan eser tamamen tuğla malzeme ile inşa edilmiştir. Kuzey duvarı ortasına açılan bir ana girişten başka, doğu ve batıda bulunan birer yan kapıyla içeriye geçilmektedir. Caminin doğu duvarının kuzey ucunda minaresi yer almakta, kıble duvarına da kubbeli küçük bir yapı bitişmektedir. Bunun biraz uzağına şadırvan inşa edilmiştir.

YANINCA TEKRAR YAPILDI
Caminin bu durumda Türkiye Selçukluları Döneminde XIII. yüzyılın ilk yarısında inşa edildiği, kuzey kapısındaki kitabelere göre 733/1332 yılında genişletilerek onarıldığı, daha sonra Turgutoğlu Ebul Fazıl Ahmet Bey tarafından genişletildiği, yandığı için üçüncü defa Tüccar Hacı Emrullah tarafından onarıldığı belge ve kaynaklardan anlaşılmaktadır.









