Türkiye’de 1980 yılından sonra bir daha görülmeyen kancalı kurt hastalığı, Cumhuriyetin ilk yıllarında Rize’de ciddi bir salgına neden oldu. Hastalık o kadar yaygındı ki, şehir merkezinde ayakkabısız gezmek resmen yasaklandı.
Hastalığın özellikle köylerde kullanılan gübre nedeniyle toprağa bulaştığı, vatandaşların yalınayak dolaşması sonucu hızla yayıldığı belirtildi.
Tedavi edilmediğinde karın şişliğiyle başlayıp 3 yıl içinde ölüme götüren hastalık, sadece dünyada 8 ülkede, Türkiye’de ise yalnızca Rize’de görüldü. Bu nedenle şehirde özel bir Kancalı Kurt Hastanesi kuruldu.
HASTALIĞIN KÖKENİ ÇİNLİ YOL İŞÇİLERİNE DAYANDI
Rizeli Araştırmacı-Yazar Recep Koyuncu, yaptığı araştırmalarda hastalığın Kurtuluş Savaşı sırasında Rize’ye giren Rus askerleriyle birlikte çalışan Çinli yol işçilerince bölgeye taşındığını ifade etti.
Koyuncu, şunları söyledi:
“Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Rize bölgesinde meydana çıkan en büyük dert hastalıklardır. 1931 yılındaki raporlardan öğrendiğimiz kadarıyla Rize'nin nüfusunun yüzde 67'sinde bulunan ‘kancalı kurt hastalığı' diye adlandırılan bir hastalık mevcuttu.
Bu hastalık Rus ordusunda çalışan Çinli işçiler tarafından Rize şehrine bırakılmıştır. Yöre halkı bu hastalıktan Cumhuriyet döneminde çok çekmiş. Şayet tedavi edilmezse 3 yıl içerisinde ölümlere neden olan bu hastalığın ismini ilk olarak Atatürk'ün özel doktorlarından Asım Arar dillendirmiş.
Rize yöresine yapmış olduğu bu hastalıkla ilgili çalışmalar hakkında da Paris'te katıldığı tıp konferansında bir bildiri sunmuş. Rize köylerinde en düşük olan hastalık miktarı nüfusa göre yüzde 20, normal seyreden köylerde ise yüzde 67 nispetinde.
1930 Mayıs ayında Rize'de tedaviye bu hastalıkla ilgili tedaviye başlandı. Daha önce de o tarihe kadar dünyada 7 ülkede kurulan bu hastalıkla ilgili dispanser, 8. olarak Türkiye'de ve Rize şehrinde kuruldu.”
RİZE’YE ÖZEL YASAK: AYAKKABISIZ GEZMEK YASAKLANDI
Koyuncu, dönemin tanıklarının hastalığı hâlâ anlattığını belirterek şunları ekledi:
“Yaşlılarımızın bilgisi dahilindedir; insanlarımız kurt hastalığı ile ilgili mücadele ettiklerinden hala bahsederler.
Yaşlı insanlarımızdan dinlediğimize göre eskiden köyden şehre ticaret maksadıyla veyahut herhangi bir iş maksadıyla gelen insanlar, çarşıya yakın mahallelere kadar yalınayak geldiklerini, çarıklarını omuzlarına asıp, çarşıya girmeden önce de ayaklarını yıkayıp çarık giyerek çarşı merkezine girdiklerinden bahsederler.
Bu hastalıktan dolayı sadece Rize iline mahsus olan bir yasak vardı. Çünkü bu hastalık, yalınayak gezen insanların ayaklarının arasında olan nasırdan insanın vücuduna giren bir hastalık olduğu için insanların Rize şehrinde çıplak ayakla gezmeleri yasaklanmıştı.
1932 yılında elimizdeki belgeye göre bugünkü Sağlık Bakanlığı, o dönemdeki adıyla Türkiye Cumhuriyeti Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından dağıtılmış olan bildirilerde yalınayak insanların gezmesi kesinlikle yasak.
Bir diğer husus bu hastalığa yakalanmış olan kişilerin tedavi edilmeleri mecburi. Bu hastalığa yakalanan kişileri devlete haber vermeyenlerin hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.
Fakat beyannamedeki en son madde çok önemli. Her insanın tedavi olma mecburiyeti vardı ve bütün ilaçlar ve tedavi masrafları devlet tarafından ücretsiz bir şekilde halka veriliyordu.”
138 BİN KİŞİ TEDAVİ EDİLDİ
O dönem Rize’nin 271 bin 900 olan nüfusu içinde 138 bin 468 kişi kancalı kurt hastalığı nedeniyle tedavi edildi. Hastalığın tedavisinde görev yapan isimlerden biri de Atatürk’ün doktorlarından Asım Arar oldu.
Koyuncu, hastalığın son yıllarıyla ilgili şu bilgiyi verdi:
“1974 yılında bu hastalığa ben de yakalanmıştım. O zamanlardan hatırlayabildiğim kadarıyla bize o yıllarda yaygın bir şekilde köydeki bakkallarda, merkezdeki eczanelerde bile satılan, yöresel eczanelerin yapmış olduğu kurt ilacı denilen bir ilaç vardı.
Ben de o tedaviyi yaptım ve hastalıktan Allah'a şükür kurtuldum. Kitabını hazırlamış olduğumuz bu rapordaki diğer hocamızın söylediğine göre bu hastalık 1980 yılından itibaren Türkiye'de bir daha görülmemiştir.”








