TYB Konya’da ''Hattat'' konuk

KÜLTÜR SANAT Yayınlanma : 25 Nisan 2025 13:50
TYB Konya’da ''Hattat'' konuk
TYB Konya Şubesi’nin “Konyalı Onlar” etkinliğinde bu kez geleneksel hat sanatının usta ismi Hüseyin Kutlu konuk edildi.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, “Konyalı Onlar” başlıklı takvimi kapsamında bir konferansa daha ev sahipliği yaptı. D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen ve yoğun ilgi gören programın konuğu, hattat Hüseyin Kutlu oldu.

“Medeniyetimiz” başlığı altında düzenlenen konferansta İslam medeniyeti üzerine derinlikli bir sohbet gerçekleştirildi. Etkinlik, Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Geleneksel Türk Sanatları Bölümünden Ersan Perçem tarafından organize edilirken; takvim koordinatörlüğünü Saffet Yurtsever ve Prof. Dr. Nuri Şimşekler üstlendi.

Konferansta konuşan Hüseyin Kutlu, medeniyetimizin estetik boyutu, hat sanatı ve kültürel mirasımız üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.

Bugün Artık Bir “Müslüman Şehir” Yok

Kutlu, bugün İslam dünyasında ideal anlamda bir Müslüman şehir modelinin kalmadığını üzüntüyle dile getirerek, şehirlerin kimliksiz yapılarla dolduğunu söyledi. Modern şehirlerin referans noktalarının bile değiştiğini şu çarpıcı ifadelerle anlattı:

“Eskiden bir yeri tarif ederken ‘filan caminin sağında, solunda’ derdik. Şimdi ‘filan AVM var ya...’ diyoruz. Bu sabitelerimizin değiştiğini gösteriyor.”

Bu değişimin yalnızca fiziksel bir dönüşüm olmadığını, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir kırılma anlamına geldiğini ifade etti. Medeniyetin temelini oluşturan değerlerin şehir dokusundan silinmesinin, Müslüman kimliğin ve yaşam biçiminin de silikleşmesine yol açtığını vurguladı.

Fatih’in ve Efendimiz’in Şehir Kurma Usulü

Konuşmasının devamında, şehir planlamasında Allah merkezli bir düzenin tarihsel örneklerini paylaşan Kutlu, hem Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hem de Fatih Sultan Mehmet’in şehir inşa ederken camiyi merkeze almalarını hatırlattı:

“Efendimiz (s.a.v.) Kuba’ya teşrif buyurduklarında ilk işleri Kuba Mescidi’ni yapmak oldu. Her şey bunun etrafında dönecek. Merkez bu. Pergelin sabit ayağı bu.”

Aynı şekilde Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettikten sonra şehir merkezini belirlerken havanın en temiz olduğu yere külliye inşa ettirdiğini belirtti. Bu uygulamaların sadece estetik veya pratik değil, aynı zamanda ilahi merkezin şehre yerleştirilmesi anlamına geldiğini söyledi.

Kaybolan Kimlikler, Yiten Şehirler

Çocukluğunun ve gençliğinin Konya’sından bahseden Kutlu konuşmasının devamında, “medeniyet” meselesinin doğrudan kimlikle ilgili olduğunu belirterek, günümüz şehirlerinin geçmişe oranla büyük bir kimlik yitimi yaşadığını dile getirdi. Şehirlerin sadece fiziki yapılarıyla değil, kültürel ve ruhsal dokularıyla da medeniyetin bir parçası olduğunu şu sözlerle anlattı:

“Konya’nın kendine has kimliği vardı... Toprak evleri, sokakları, bedesteni, buğday pazarı, Aziziye Camii, türbe önü... Bursa’nın ayrı, İstanbul’un ayrı kimliği vardı.”

Ancak modern dönemde bu şehir kimliklerinin silindiğini, bunun da genel olarak medeniyetin kaybıyla paralel bir süreç olduğunu ifade etti. “Global kültür” söylemini sert bir şekilde eleştiren Kutlu, bu kavramın bir kültür sömürüsüne dönüştüğünü söyledi:

“Global kültür diye saçma sapan bir şey çıktı. Kültür yerli olur; yerli olmazsa kültür olmaz zaten.”

Medeniyetin Şartı: Mamur Şehir, Mesut İnsan

Medeniyetin ne olduğu üzerine yapılan tanımlarda hem fiziki hem de manevi boyutun önemli olduğunu vurgulayan Hüseyin Kutlu, “medeni” kelimesinin sadece şehirleşmiş olmakla açıklanamayacağını ifade etti. İslam medeniyetinin esasının, şehirlerin mamur olmasının yanı sıra insanların da huzurlu ve mutlu olması gerektiğini belirtti:

“Şehirlerin maddeten mamur olması yetmez; içinde yaşayan insanların da mesut olması icap eder.”

Bu noktada Batı şehirlerinin görünüşte mamur olmasına rağmen, insanlarının mutsuz olduğuna dikkat çekti:

“Kendi kendilerini öldürüyorlar, uyuşturucu, sefalet... Bu çürümüşlüğün bir tecellisidir.”

Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u İslam şehri yapma sürecinde uyguladığı yöntemi şöyle anlattı:

“Fatih, İstanbul’un belli tepelerine ciğerler astırıyor. Hangi ciğer en son bozulursa en temiz hava orası; Fatih Külliyesi’nin olduğu yer en son bozulmuş. Diyor ki, ‘Buradan başlayacağız.’ Pergelin sabit ayağını oraya koyuyor.”

“Şehir Allah’ın Evi Ekseninde Kurulur”

Kutlu, İslam medeniyetinde şehir tasavvurunun temelinde tevhid anlayışının yattığını vurgulayarak, şehir planlamasının da bu bakış açısıyla ele alınması gerektiğini söyledi. Modern şehir planlamalarının bu derinlikten yoksun olduğunu belirtti ve “şehir neye göre tanzim edilecek?” sorusuna net bir cevap verdi:

“Şehir neye göre tanzim edilecek? Allah’ın evine göre. Yani her şeyde Allah var. Onu ıskalamak, onu teğet geçmek, yetkilerini sınırlandırmak, yani ‘Sen buraya karışma, burası ayrı, bunlar dini değil.’ Böyle bir şey yok. Şimdi biliyorsunuz, bu çok yaygın: Dini, lā-dіnі. Ne demek dini değil? Yani Allah oraya karışmaz mı demek istiyorsun? Ya Allah Teala'nın yetkilerini nasıl sınırlarsın? ‘Burada varsın ama şurada yoksun, buraya karışma, şuraya karış...’ Bilmem ne. Böyle şey olur mu?”

Modern şehirlerde camilerin çoğu zaman sadece bir ek unsur olarak yer aldığına dikkat çeken Kutlu, klasik İslam şehirlerinde ise caminin merkeze alındığını ve etrafındaki tüm sosyal, ticari ve kültürel hayatın buna göre şekillendiğini hatırlattı.

Gerçek Mutluluk: “Akl-ı Mead” ile Ebediyeti Düşünmek

İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özelliğin “akl-ı mead” yani ebediyeti kavrayabilen akıl olduğunu ifade eden Kutlu şöyle konuştu:

“İnsan sadece bir canlı değil. Tavuk da bir canlı, kedi köpek de... Ama insanı insan yapan, ‘akl-ı mead’ıyla sonsuzluğu kavrayabilmesidir.”

“Farabi'nin Medinetü'l-Fazıla'sı, Asr-ı Saadet'te yaşandı. Hazreti Ömer zamanında hapiste tek kişi yoktu. Bu, faziletli bir toplumun mümkün olduğunu gösterir.”

Kutlu, günümüzde mahkemelerin ve hapishanelerin dolup taşmasını İslam medeniyetinin özüyle çelişen bir durum olarak değerlendirdi.

“Apartmanda 17 Daire Var, Birbirimizi Tanımıyoruz”

Geçmişin mahalle kültürüne özlemini dile getiren Kutlu, şunları söyledi:

“Benim büyüdüğüm mahallede birbirini tanımayan ne demek ya? Birbirini tanımayan... Aile gibiydi! Bayramda muhtarla imam hiçbir hane atlamadan ziyaret ederlerdi. Şimdi İstanbul'da 17 daireli apartmanda birbirimizi tanımıyoruz.”

“Müslüman Kimliğini Kaybettik”

Kutlu, konuşmasının devamında Müslümanların ortak bir medeniyet ve kimlik anlayışından uzaklaştığını belirterek:

“Bugün dünyada bu İslam medeniyetini kendine dert edinen Müslüman sayısı pek az. 'Vallahi iyi gidiyor, ekonomi düzelirse lüksümüze lüks katarız. Elhamdülillah namazımızı da kılıyoruz, orucumuzu da tutuyoruz, daha ne olsun!' diyorlar.”

ifadelerini kullandı.

“Medeniyet Kimliği Olmadan Köprülerin Anlamı Yok”

Necip Fazıl’ın Adnan Menderes’e yazdığı mektuptan örnek veren Kutlu, medeniyetin insanla başladığını vurgulayarak:

“Necip Fazıl merhum, ‘Bu yollardan hangi insanlar geçecek?’ diye sormuştu. Aynı soruyu bugün de sormalıyız: Camiler, köprüler yapıyoruz ama o camilerde hangi ruhla ibadet ediliyor? Medeniyet, taştan değil insandan doğar.”

dedi.

“İki Milyar Müslüman, Ama Ortada Varlık Yok”

Sayısal çoğunluğa rağmen İslam ümmetinin etkisiz kaldığını belirten Kutlu:

“İki milyar Müslüman varmış diyorlar. Peki nerede bu varlık? İsrail'in Filistin'de yaptığı zulüm karşısında bile birleşemiyoruz. Biz yokuz, çünkü kimliğimiz yok. Herkes ayrı telden çalıyor.”

ifadelerini kullandı.

“Başsız Ümmet: İman Eksikliğinin Alameti”

Ümmetin liderlik sorununu dile getiren Kutlu, bu durumu iman eksikliğiyle ilişkilendirdi:

“Bugün bir mümin, 'Niye başsızız?' diye içinde derdi taşımıyorsa, imanında eksiklik var demektir. 'Ya Rabbi, bize baş gönder!' diye gözyaşı döken kaç kişi kaldı? Onun için bölük pörçüküz.”

Katılım Beratı ve TYB Konya Eserleri Takdim Edildi

Programın sonunda konuşmacı Hattat Hüseyin Kutlu ve düzenleyici Ersan Perçem’e Katılım Beratı ve TYB Konya Şubesi yayınları, TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, Konya eski milletvekili Mustafa Kabakcı ve Prof. Dr. Nuri Şimşekler tarafından takdim edildi.

Konferans, medeniyet ve şehir anlayışının derinlemesine işlendiği, yoğun katılımlı bir kültür etkinliği olarak büyük ilgi gördü.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.