Yönetmen ve senarist Belkıs Bayrak, Türkiye'deki sinema sektöründe yönetmenlikle ilgili pek çok 'tabu' bulunduğunu ve ilk filmini çekecek kişilerin bu tabuları yıkıp kendi özgün yollarını çizmesi gerektiğini vurguladı.
SİNEMADA TABULAR VE ÖZGÜNLÜK
Bayrak, Türkiye'deki set alışkanlıklarının daha hiyerarşik bir yapıya sahip olduğunu belirterek, yönetmenin sadece ricalarda bulunan bir pozisyonda görülmesinin ekip içi tansiyonu artırdığını ifade etti. İlk yönetmenlerin, 'taşra hikayesi' gibi basmakalıp temalardan ve set içi tabularından uzaklaşarak kendi içlerinde canlarını yakan, yüreklerini acıtan bir meseleyi merkeze alıp inandıkları bir hikayeyle yola çıkmalarını tavsiye etti.
GENÇ SİNEMACILARA VE KADIN YÖNETMENLERE TAVSİYELER
Bayrak, sinema öğrencilerinin sadece 'yönetmen olmak' gibi tek bir hedefle hareket etmemeleri gerektiğini, kurgu, sanat, ses gibi alanların da artistik üretim olduğunu ve bu alanlara yoğun talep olduğunu belirtti. Kadın yönetmenlerin başarılarının sadece kadın konusunu anlatmalarına indirgenmesini eleştiren Bayrak, filmin artistik yönünün göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, 'muhafazakar' bir yönetmen olduğunu Türkiye'de hissettiğini, ancak bunun filmiyle arasındaki bir kavga olduğunu ve bunu negatif bir durum olarak görmediğini ekledi.
KÜRESEL SİNEMA VE YENİ YOLCULUKLAR
Dünyada bağımsız sinemanın yapım koşullarının zorlaştığını belirten Bayrak, uluslararası işbirliklerinin önemine değindi. Türkiye ve Kosova arasında çektiği ilk filmi örnek göstererek, post prodüksiyon, müzik ve renk gibi aşamalarda farklı ülkelerden profesyonellerle çalışmanın mümkün olduğunu vurguladı. Bayrak, genç kuşakların bu potansiyeli değerlendirmek için inatçı olmaları ve sinemaya bir tasarım olarak bakmaları gerektiğini söyledi. Son olarak, sinemaya geniş bir perspektiften bakmayı, festivalleri ve fonları dahil etmeyi, stajlarla deneyim kazanmayı ve bu alanlardan ne istediklerine karar vermeyi tavsiye etti.







