Bunlar toplumların varoluş süreci içinde oluşur, kuşaktan kuşağa aktarılır, zamanla bir kısmı unutulup, yeni durumlar ve oluşumlar karşısında yenileri ortaya çıkabilir.

YANLIŞ ANLAŞILIYOR
Ama bu atasözleri arasında yanlış telaffuz edilenleri de vardır. Türkçe’miz öyle engin, öyle geniş ve öyle çeşitli ki bazı sözcük ve ifadeleri yanlış anımsamak ve yanlış telaffuz etmek kaçınılmaz hale gelmektedir.
"Ziyaretin kısası makbuldür” atasözü de bunlardan bir tanesidir. “Ziyaretin kısası makbuldür” deyimi daha çok çalışma hayatında kullanılan bir söz olarak kullandığımız ama sık yapıldığında ev ziyaretlerinde dahi hissettirdiğimiz bir durumu anlatır.
Toplumda çoğu zaman yapılan ziyaretin kısa tutulması gerektiği şeklinde algılanmaktadır. Ziyaretin kısası makbuldür atasözü ile söylenmek istenen ziyaretin kısa olanı makbuldür değildir esasında.

ASIL OLAN 'KISAS'
Bu atasözünün aslı ve anlamı kısa oturmak değil. “Kısas” yani ziyaretin karşılığını vermek anlamı doğrusudur. “Ziyaretin kısası makbuldür” sözünü her zaman ziyareti kısa kesmek, uzatmamak şeklinde yorumluyoruz. Burada kelimeyi “kısa” değil “kısas” olarak almamız gerekiyor. Kısas ise “karşılıklı olan” demektir. Yani ziyaretin makbul olanı karşılıklı olandır.









