TÜRBESİ RESTORE EDİLİYOR
Konya'da 1200'lü yıllarda yaşayan ve hakkında anlatılan hikayeler ve kerametleri ile ön plana çıkan Dediği Sultan'ın Ilgın İlçesi'nde bulunan Türbesi'nde restorasyon çalışmalarına başlandı. Yaşadığını diyen ve söylediğini yaşayan, bu sebeple de 'Dediği' veya 'Didiği' Sultan adları ile anılan büyük Hak dostunun türbesi baştan aşağı yenileniyor.
Konya Vakıflar Bölge Müdürü Yılmaz Kılınç da restorasyonuna devam eden Dediği Sultan Tekkesindeki çalışmaları yerinde inceledi. Yapılan restorasyon ve çalışmalarla ilgili görevlilerden bilgi aldı.
SEYYİD HARUN'U ZİYARETE KARAR VERDİ
Peki küçük yaştan itibaren yüksek ecdadının himmet ve tasarrufları ile yetişen ve ilimde kemal derecesine ulaştıktan sonra hocalarının işareti ile Anadolu'ya yerleşen Dediği Sultan hakkında anlatılan seyahat ederken ayıya bindiği hikayesi nasıl ortaya çıktı.
Hakkında yapılan kitaplarda anlatılanlara göre Dediği Sultan talebelerine ders vermekle meşgul iken yine Horasan'dan gelen büyük veli Seyyid Harun hazretleri de Seydişehir'e gelip yerleşerek insanlara Ehl-i sünnet yolunu öğretmeye başladı. Seyyid Harun'un şöhretini duyan Dediği Sultan'ın talebeleri hocalarına gelerek: "Efendimiz Vervelid eline büyük bir veli gelmiş, çok çeşitli kerametleri zahir olmuş, onun fazilet ve şerefi halk arasında dillere destan olmuş, herkes ondan bahsediyor." dedi.

ÖNLERİNE ÇIKAN AYIYA BİNDİ
Dediği Sultan hazretleri ise "Öyle ise o mübarek zatı ziyaret etmek bize borç oldu. Hemen onun ziyaretine gitmeliyiz." dedi. Yanına iki dervişini alıp yola çıktı. Çiğil Dağına geldiklerinde önlerine bir ayı çıktı. Kendisine itaata geldiğini anlayan Dediği Sultan hayvana bindi. Dervişlerle beraber yürümeye başladı. Öte yandan bunların gelişi Seyyid Harun'a malum oldu. "Dediği Sultan bir ayıya binmiş, bize geliyor. Gelin biz de o mübarek zata istikbâl edip karşılayalım." dedi.
SEYYİD HARUN DA TAŞI YÜRÜTTÜ
Harun Velî'nin talebeleri; "Efendim mademki o zât bir ayıya binmiş geliyor. Onun bir kerameti ola. Bu kerameti sâyesinde içimizdeki imansızların imana gelmelerini kuvvetle zannetmekteyiz. Senden zahir olan harika işlere biz doyamadık. Onları hatırladıkça bizleri büyük bir aşk kaplıyor." dediler. Bu sözler üzerine Harun Velî işaretle bir taşı göstererek; "Yâ Allah!" deyip taşın üzerine bindi. Taş, Allahü teâlânın izniyle yürümeye başladı. Görenler ne söyleyeceklerini bilemiyorlardı. Bu halde giderlerken uzaktan kendilerine doğru gelen kalabalık bir grup gördüler. Dediği Sultan ayıya binmiş, yanında iki dervişi ve etraftan görenler de peşinde olduğu halde geliyorlardı. Onlar da gördüler ki Seyyid Harun, taş üzerine binmiş karşılamak için geliyor. Kalabalık halk hayret etti. Dediği Sultan; "Biz canlıya bindik, o cansıza binmiş Allah selâmet versin." dedi.

KERAMETLERİ GÖREN KAFİRLER MÜSLÜMAN OLDU
Tam karşı karşıya gelince selâmlaştıktan sonra, bineklerinden indiler. Birbirleriyle kucaklaştılar. Bu manzarayı gören kâfirlerden pek çoğu Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. Bu hayırlı karşılaşmaya şâhit olan Müslümanlar da sevinçten tekbir getirdiler. Bu sırada tam öğle vaktiydi. Seyyid Harun hazretleri; "Cemaatle öğle namazı kılalım. Herkes abdestini alsın." dedi. Fakat abdest almak için su bulamadılar. Harun Velî asasını yere vurdu. Cenab-ı Hakk'ın izniyle oradan su fışkırmaya başladı. O pınar şimdi Dediği Sultan Pınarı olarak anılmaktadır. Pınardan abdestlerini alıp öğle namazını kılmak için hazırlandılar.









