Camilerin yanında yer alan bu taşlar, parasız ve kimsesiz yolcular için bir umut, bir kapı ve bir gönül sofrasıydı.
Osmanlı döneminden kalan bu adet duyanları şaşırtıyor. Osmanlı'da "misafir taşı" vardı. Genelde câmilerin yanında olurdu. Bir şehre gittiniz. Fakirsiniz, paranız ve gidecek yeriniz yok. Bu taşlardan birine oturursunuz. Taş sahibi gelir kolunuza girer bir şey sormadan sizi evine götürür, yedirir, içirir, misafir eder cebinize harçlık koyup uğurlardı.

TÜRK TOPLUMUNUN MİSAFİRPERVERLİĞİ
Toplumların sağlam ve dinamik bir yapıya kavuşmasında sevgi, sadakat, güven, kardeşlik ve paylaşma duygusunun önemli bir yeri vardır. Bu duyguların temelinde yatan insan sevgisidir. İnsan ve insana verilen değerin yanı sıra yaratılanı yaratandan ötürü sevme ve hürmet etme duygusu da Türk toplumunda misafirperverlik olgusunun ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

TANRI MİSAFİRİ
Yolcunun, yoksulun, ihtiyaç sahibinin veyahut diğer başka sebeplerle bir yerde dinlenmesi gereken kimselerin Tanrı misafiri olduğu kabul edilip ağırlanması gerekir. Türklerde bu gelenek geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir.

BU TAŞLARA OTURANLAR...
Bu fotoğraflarda gördüğünüz taşlara da Osmanlı'da "misafir taşı" denirdi. Genelde Câmilerin yanında bulunurdu. Bir şehre gittiniz. Fakirsiniz, paranız ve gidecek yeriniz yok. Bu taşlardan birine oturursunuz. Taş sahibi gelir kolunuza girer bir şey sormadan sizi evine götürür, yedirir, içirir, misafir eder cebinize harçlık koyup uğurlar. Yine rivayetlere göre buradaki on bir taşın her biri bir komşuya aitti. Mekâna gelen misafir hangi taşın üzerine oturduysa o haneye misafir olurdu.









