Cop30'da çarpıcı çağrı: İklim krizi, insan hakları krizi olmalı!

GÜNDEM Yayınlanma : 14 Kasım 2025 13:31 Düzenleme : 14 Kasım 2025 13:31
Cop30'da çarpıcı çağrı: İklim krizi, insan hakları krizi olmalı!
COP30'da BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, iklim krizinin insan hakları krizi olduğunu ve müzakerelerde merkeze alınması gerektiğini vurguladı. Zirvede Adalet ve İnsan Hakları Günleri düzenlenerek, bu konuya dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) tarafından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) kapsamında düzenlenen basın toplantısında, iklim krizinin aynı zamanda bir insan hakları krizi olduğu ve bu nedenle insan hakları konusunun iklim müzakerelerinin merkezinde yer alması gerektiği vurgulandı. Brezilya'nın Belem kentinde devam eden zirvede, 12 ve 13 Kasım tarihleri Adalet ve İnsan Hakları Günleri olarak belirlenerek, iklim krizinin insan haklarına etkisine dair pek çok etkinlik gerçekleştirildi.

İNSAN HAKLARI MERKEZDE OLMALI

COP30 Başkanlığı İnsan Hakları ve Adil Geçiş Özel Temsilcisi Denise Dora, iklim değişikliği ve insanlar üzerindeki etkilerine dair tartışmaları güçlendirmek amacıyla katılımcı bir mekanizma oluşturduklarını belirtti. Dora, zirve programının bir kısmının insan haklarıyla ilgili görüşmelere ayrılmasının önemine dikkat çekerek, "İklim değişikliği her şeyden önce insanla başlar ve insanla biter. Çünkü doğayı tahrip eden, çevreye zarar veren, gezegenimizin ve canlı türlerinin karşı karşıya kaldığı sorunlara yol açan kişiler insanlar olduğu gibi bu sorunu çözecek olanlar da yine insanlardır." dedi. İnsan hakları temelinde çözümler üretmenin ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmanın iklim kriziyle mücadelede tek etkili yol olduğu değerlendirmesinde bulunan Dora, bu yaklaşımın COP'taki müzakere ve tartışmalara yeni unsurlar katabileceğini kaydetti.

ADALET VE İNSAN HAKLARI GÜNLERİNE VURGU

OHCHR İnsan Haklarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Ilze Brands Kehris, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) iklim kriziyle ilgili verdiği danışma görüşünün tartışmalara ivme kazandırdığını hatırlatarak, "UAD'nin temmuz ayında verdiği iklim kararı tartışmalara ivme kazandırdı. Divan, üye devletlerin harekete geçme konusunda yasal bir yükümlülüğü bulunduğunu ve bunun insan haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu net bir şekilde ortaya koydu." ifadelerini kullandı. BM İklim Değişikliği Özel Raportörü Elisa Morgera, COP30'da başlatılan ivmenin COP31'e taşınması için girişimlerde bulunduklarını belirterek, çocuk hakları, yerli halkların hakları, küçük ölçekli balıkçıların, çiftçilerin, köylülerin, gençlerin, yaşlıların ve engellilerin haklarını savunan insan hakları savunucularının iklim eylemlerinde daha kapsayıcı ve etkili kararlar alınması adına önemli kanıtlar sunduğunu vurguladı. BM Yerli Haklar Hakları Özel Raportörü Albert Barume ise, enerji geçişi için kritik olan madenlerin üretim sürecinde yerli halkların haklarının gözetilmesi gerektiğini, zira bu kaynakların yaklaşık yüzde 40 ila 50'sinin yerli halkların yaşadığı topraklarda bulunduğunu dile getirdi ve birçok ülkede yerli halkların haklarının güvence altına alınmadığı bir boşlukta yaşadıklarını söyledi. BM Kalkınma Hakkı Uzman Mekanizması Başkanı Bonny Ibhawoh, iklim krizi müzakerelerinin kendisinin de bir kriz içinde olduğunu belirterek, bazı ülkelerde iklim değişikliği inkârının arttığını ve özel sektörün iklim eylemlerine desteğinin azaldığını gözlemlediklerini ifade etti. Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi (CIEL) Kıdemli Kampanya Sorumlusu Lien Vandamme, COP30'un uluslararası seviyede görülen iklim davaları sonrası yapılan ilk COP olması dolayısıyla önem taşıdığını ve katılımcıların, bu davalardan çıkan görüşlerin sağladığı yasal durumu dikkate almaları temennisinde bulundu.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.