Doç. Dr. Emre Saygın'dan şok açıklama: Venezuela operasyonu soğuk savaş dönemine dönüşün habercisi

SİYASET Yayınlanma : 07 Ocak 2026 16:44 Düzenleme : 07 Ocak 2026 16:44
Doç. Dr. Emre Saygın'dan şok açıklama: Venezuela operasyonu soğuk savaş dönemine dönüşün habercisi
Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela operasyonunu soğuk savaş dönemine dönüşün habercisi olarak değerlendiriyor ve petrol rezervleri, ABD-Çin rekabeti ile Türkiye'nin bölgesel rolüne dikkat çekiyor.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılması operasyonunu değerlendirerek, "Adeta soğuk savaş günlerine geri döner gibiyiz" ifadesini kullandı. Saygın, operasyonun kamuoyuna iyi kurgulanmış bir askeri hamle olarak sunulduğunu ve 2026 yılının ilk günlerinde gerçekleşmesinin manidar olduğunu vurguladı. ABD iç siyasetinde Başkan Trump'ı zorlayan davaların yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir hamlenin küresel ekonomi politiği sarsabileceğini belirtti.

PETROL REZERVLERİ VE DONROE DOKTRİNİ

Doç. Dr. Saygın, olayın perde arkasında küresel güç dengelerinin yattığını ifade etti. Trump'la birlikte Monroe Doktrini'nin Donroe Doktrini'ne dönüştüğünü ve ABD'nin sert güç unsurlarını daha müdahaleci biçimde devreye soktuğunu açıkladı. Venezuela'nın dünyadaki en yüksek kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülke olduğuna dikkat çeken Saygın, müdahalenin aynı zamanda petrol kaynaklarına müdahale ve Amerikan şirketlerinin hegemonyasını tahkim etme amacı taşıdığını söyledi. Bu durumu, ABD'nin enerji ticaretinin dolar üzerinden yapılmasını sağlayacak imtiyazlı bir alan oluşturma gayreti olarak yorumladı.

ABD-ÇİN REKABETİ VE AVRUPA'NIN DURUMU

Operasyonda ABD-Çin rekabetinin yansımalarının da görüldüğünü belirten Saygın, Çin'in ticaret hacminde Latin Amerika'nın büyük yer tuttuğunu hatırlattı. Amerikan ana karasını tehdit eden Çin etkisinin kırılması ve Rusya'nın askeri desteğiyle bölge ülkelerinin ABD'ye karşı pozisyon almalarının engellenmesi bakımından bu operasyonun ABD'nin sert gücünü tekrar Latin Amerika'da kullanarak Çin ve Rusya'ya mesaj vermesi olarak okunabileceğini ifade etti. Ayrıca, ABD'nin ilgisini Latin Amerika ve Pasifik'e kaydırmasının Avrupa ülkelerini Rusya'yla baş başa bırakarak varoluşsal bir problem yaratabileceğini ekledi.

TÜRKİYE'NİN POZİSYONU VE BÖLGESEL ETKİLER

Mevzunun Türkiye'yi nasıl ilgilendirdiği konusunda ise Doç. Dr. Saygın, Türkiye'nin geleneksel dış politikası gereği bölgesinde istikrarsızlık istemediğini vurguladı. Cumhurbaşkanı ile ABD Başkanı Trump arasındaki lider diplomasisinin güçlü trendi sayesinde Türkiye'nin bölge dengelerinde güçlü bir konuma sürüklendiğini belirtti. ABD'nin ilgisini Pasifik'e kaydırdığı bir durumda Türkiye'nin Orta Doğu'da belirli bir aktör olarak rol alabileceğini, bölgesel statükonun sarsılması halinde ise kendi menfaatleri doğrultusunda hareket edebileceğini ifade etti. İran'ın istikrarsızlığa sürüklenmemesi yönünde bir pozisyon alacağını, ancak böyle bir durumda İran'ın yayılmacı doktrinini frenleyecek mekanizmaları devreye alabileceğini öngördü.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.