Bursa Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Çelik, fosil yakıt altyapısının yol açtığı çevresel kirliliğin hem insan sağlığını olumsuz etkilediğini hem de yaşamın temelini oluşturan ekosistemlerin çöküşüne neden olabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
Fosil Yakıt Altyapısının Yaygın Tehditleri
Uluslararası Af Örgütü ve Colorado Boulder Üniversitesi'ne bağlı Better Planet Laboratory tarafından hazırlanan "Çıkararak yok olmak: Fosil yakıtların yaşam döngüsü hayatı, doğayı ve insan haklarını nasıl tehdit ediyor?" başlıklı rapor, fosil yakıt endüstrisinin iklim, insanlar ve ekosistemler üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Rapora göre, fosil yakıt altyapısı, çevresinde yaşayan insanların sağlığını, geçim kaynaklarını ve kritik ekosistemleri ciddi şekilde tehdit ediyor. Yaklaşık 520 milyonu çocuk olmak üzere en az 2 milyar insan, 170 ülkede faaliyet gösteren 18 binden fazla fosil yakıt altyapı sahasının 5 kilometre çevresinde yaşıyor. Bu durum, özellikle sahaların bir kilometre yakınına kadar olan bölgelerde yaşayan en az 463 milyon kişinin çok daha yüksek çevre ve sağlık risklerine maruz kaldığı anlamına geliyor. Ayrıca, küresel fosil yakıt altyapısının yüzde 16'sından fazlasının yerli halkların topraklarında bulunması, bu toplulukların risklere orantısız bir şekilde maruz kalmasına neden oluyor. Haritalanan mevcut fosil yakıt sahalarının en az yüzde 32'sinin ise bir veya birden fazla "kritik ekosistem" ile çakışması, ekolojik dengenin bozulma tehlikesini artırıyor.
Çıkarma, İşleme ve Nakliye Süreçlerinin Etkileri
Fosil yakıtların çıkarılması, işlenmesi ve nakledilmesi süreçleri, toplulukların insan haklarına zarar verirken, ciddi çevre tahribatına, sağlık risklerine, kültürel ve geçim kaynaklarında kayıplara yol açıyor. Görüşlerine başvurulan bazı gruplar, fosil yakıt çıkarımını, şirketlerin baskı ve korkutma yöntemleriyle kalıcı hale getirdiği bir tür ekonomik ve kültürel talan olarak tanımlıyor. Dünya genelinde 3 bin 500'den fazla fosil yakıt altyapı sahasının öneri, geliştirme veya inşaat aşamasında olması, bu genişlemenin en az 135 milyon kişiyi daha risk grubuna dahil edebileceği anlamına geliyor. Petrol ve doğal gaz projelerindeki artış tüm kıtalarda gözlenirken, kömür santralleri ve madenlerin sayısı en çok Çin ve Hindistan'da yükseliyor. Rapora göre, fosil yakıtlar hala küresel birincil enerji arzının yüzde 80'ini oluşturuyor. Uluslararası iklim anlaşmaları ve Birleşmiş Milletler'in (BM) fosil yakıtlardan acil çıkış çağrılarına rağmen, hükümetlerin bu konudaki eylemleri yetersiz kalıyor. Prof. Dr. Güray Çelik, madencilik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan toz ve ağır metal maruziyetinin, bölge halkında solunum ve kalp damar hastalıklarına yol açtığını belirtiyor. Rafinerilerde ise uçucu organik bileşikler, hava kirleticiler ve toksik bileşikler yayılarak astım, KOAH ve kanser riskini artırıyor. Fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan sera gazları ve hava kirleticiler, iklim krizini tetikliyor ve aşırı hava olaylarını artırıyor. Kömür santrallerinin kalıntıları ise devasa kül dağları oluşturuyor.
Ekosistemlerin Çöküşü ve Yenilenebilir Enerji Çözümleri
Fosil yakıt altyapısının yol açtığı çevresel kirlilik, yangın, patlama ve endüstriyel kazalar, ekosistemler ve biyoçeşitlilik üzerinde ciddi riskler oluşturuyor. Kuşların göç yolları ve üreme başarıları bu etmenlerden olumsuz etkilenerek tür kayıpları yaşanabiliyor. İnsan yaşamının ekosistemlere bağımlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çelik, ekosistemlerin çöküşünün temiz su, hava, toprak verimliliği ve polenasyon gibi temel ekosistem hizmetlerinin kaybı anlamına geldiğini belirtiyor. Su, karbon ve besin döngülerinin bozulması, gıda krizlerine, ekstrem iklim olaylarına ve yutak alanların kaybedilmesine yol açarak iklim krizini daha da şiddetlendiriyor. Tarım, balıkçılık, ormancılık, turizm ve tedarik zincirleri gibi ekonomik faaliyetler de bu durumdan olumsuz etkileniyor. Fosil yakıt lobilerinin iddialarının aksine, uzman planlamalarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji ihtiyacını karşılayabileceğine işaret eden Çelik, enerji sisteminde yenilenebilir enerji payının artırılması ve fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması gerektiğini vurguluyor.








