''Hayat Duvara Çarparak Öğretiyor'' Prof. Dr. Sami Güçlü, TYB Konya’da “Hayatın Öğrettikleri”ni anlattı

KÜLTÜR SANAT Yayınlanma : 24 Ekim 2025 13:40 Düzenleme : 24 Ekim 2025 13:48
''Hayat Duvara Çarparak Öğretiyor'' Prof. Dr. Sami Güçlü, TYB Konya’da “Hayatın Öğrettikleri”ni anlattı
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, “Konyalı Onlar” etkinlik serisi kapsamında “Hayatın Öğrettikleri” başlıklı programda eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü’yü ağırladı.

TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen programa, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, önceki dönem milletvekili Prof. Dr. Ahmet Alkan ve eski Karaman Belediye Başkanı Kâmil Uğurlu katıldı.

Söyleşinin moderatörlüğünü Atilla Yaramış üstlendi. Programda, Prof. Dr. Güçlü’nün çocukluk yıllarından siyaset ve akademik hayatına uzanan yaşam tecrübeleri dinleyicilerle paylaşıldı.

Hayatın Acı Ama Kalıcı Dersleri

Prof. Dr. Sami Güçlü, konuşmasında hayat tecrübesinin insanı en etkili ama en sert şekilde eğiten bir öğretmen olduğunu vurguladı:

“Hayat öyle bir anne gibi, bir baba gibi öğretmiyor. Hayat, insanı kolundan tutup duvara çarparcasına öğretiyor; öyle ki o duvarda iz bırakıyor. Yani çok kalıcı öğretiyor ama çok acı öğretiyor.”

Güçlü, kırsal kesimde büyümenin kişilik gelişimi üzerindeki etkisine de değinerek erken yaşta kazanılan sorumluluk bilincinin önemini şu sözlerle ifade etti:

“Kırsal kesim, erken sorumluluk demektir. Hayatın doğal akışı içinde iş bölümü yapılır, insana erken yaşta görev verilir. Bunun çok olumlu taraflarını yaşadım, gördüm.

Küçük yaşta sorumluluk almak, insana mesuliyet duygusu kazandırıyor ve karşılaştığı sorunları çözme becerisi geliştiriyor.”

Eğitimde Rehberlik ve Çevrenin Rolü

Prof. Dr. Güçlü, gençlik ve eğitim yıllarından verdiği örneklerle rehberliğin insan hayatındaki belirleyici rolüne dikkat çekti.

“Bir insanın hayatının bazı dönemlerinde bir rehberinin olması hayati önemdedir. Benim Konya’da bir rehberim olmadı. Çok iyi okullarda okudum, iyi hocalarım vardı ama rehberlik diye bir şey yoktu. Kimse bana dokunmadı, yön göstermedi.

Bir rehber olsaydı, ‘Siz sınavla gireceksiniz üniversiteye, şunu çalışın’ diyen biri çıksaydı belki birçok şey farklı olurdu. Benim arkadaşlarımın hiçbiri de çalışmadı. İnanılır gibi değil ama o dönem gerçekten rehbersizlik içindeydik.”

Muhit ve çevrenin insan üzerindeki etkisine de değinen Güçlü, hayatına yön veren isimlere duyduğu minnettarlığı şu sözlerle dile getirdi:

“Halil Ürün beni Nurettin Topçu’ya götürdü. Onu hayırla anıyorum; hayatımdaki yeri ve rolü benim için tarifsiz bir kıymettir. Çünkü çevre ve muhit bir insanı yükselten de düşüren de olabiliyor; alıp göklere çıkarabiliyor da yere düşürebiliyor.

Necip Fazıl’a bugün kim kötü bir söz söylüyorsa hakkımı helal etmiyorum. Onun yaptığını kimse yapamadı, denemedi bile. Toplumda iddiası olmayan insanlara bir ideal verdi, onları kendilerine getirdi. Bu, kolay bir iş değil.”

Hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in kendisine verdiği öğütleri aktarırken, sabır ve temkin vurgusunu şu sözlerle paylaştı:

“‘Oturun, dinleyin. Bu işler hızla olmaz. Türkiye kendi eksenine yavaş yavaş dönüyor. Hızı da iyi, niyeti de iyi, gayreti de iyi. Siz sabırlı olun; aksi halde bunu engellerler.’ derdi. Bu sabır tavsiyesi, hayatım boyunca kulağımda kaldı.”

Siyaset ve Yönetimde Hazırlık Vurgusu

Prof. Dr. Güçlü, siyasi hayata adım atışı ve bakanlık dönemiyle ilgili dikkat çekici ayrıntılar paylaşarak, siyasete başlangıçta mesafeli olduğunu ancak ülkeyi yönetmenin önemini 28 Şubat sürecinde fark ettiğini söyledi:

“Ben kesinlikle böyle bir beklenti içinde değildim. Zaten siyasete de hazır değildim. Nasıl ki üniversiteye giderken tam anlamıyla hazır değildim, o alana girerken de aynı durumdaydım.

Hazır olmayan bir insan isteyebilir mi? İnsaflı düşünürse isteyemez elbette. Ben de istemedim. Bakan olduğumu da televizyondan öğrendim.”

Kültürel Sorun ve Anadolu Mektebi Misyonu

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin temel meselesinin kültürel bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Sami Güçlü, gençlere yönelik yürüttüğü Anadolu Mektebi Projesi’nin misyonunu anlattı:

“Türkiye’nin en büyük sorunu kültüreldir. Eğer biz eğitim alanındaki bu eksiklikleri gideremez, insanlara hak, hukuk, adalet, doğruluk, dürüstlük ve çalışkanlık kavramlarını öğretemez, bunları hayata geçiremezsek, böyle bir insan unsurunu yetiştiremezsek; siyaset kurumunun bu sorunları düzeltmesine imkân yok.

Anadolu Mektebi’nin amacı da tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. Mektep, bir tür rehberlik yapıyor. Diyor ki: ‘Erken yola çık ve çalış. Erken yola çık, kendini hayata iyi hazırla.’ Aslında yapmak istediğimiz şey bundan ibaret.”

Vefayı Esas Alan Bir Gelenek

TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, programın “Konyalı Onlar” serisindeki önemine değinerek katılımcılara teşekkür etti:

“Bu müstesna topluluğu saygıyla selamlıyorum. Buradan bakınca gerçekten Türkiye adına ümitvar olabiliriz. Bu tablo, ülkemiz için umut verici bir manzara oluşturuyor.

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin baş hizmetçisi olarak bugün çok mutluyum. Otuz yıldır birlikte yol yürüdüğüm Sami ağabey için anlamlı bir program gerçekleştirdik.

Ayrıca Karatay Belediye Başkanımızla yaklaşık otuz yıldır süren dostluğumuz var. Kendisi Yazarlar Birliği’nin mekân sorununa büyük bir incelikle yaklaşarak, ‘Ne gerekiyorsa yapalım, burası sizin yeriniz olsun.’ dedi.

Biz de sadece bir salon ve kütüphane talep ettik, kısa sürede her şey hazırlandı. Şimdi burada Konya’nın ruhuna yakışır güzel programlar yapıyoruz. Bugün de ‘Konyalı Onlar’ programımızın onuncusunu gerçekleştirdik. Bu program, vefayı esas alan bir gelenek hâline geldi.”

Neslin İhyası ve Yöneticilikte Adalet Vurgusu

Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, fiziki yatırımların ancak neslin ihyasıyla anlam kazanacağını belirterek yöneticilikteki temel prensipleri şu sözlerle vurguladı:

“Bizler şehirlerde ‘şehre emin’ olarak görev yapıyoruz. Altyapı yatırımları, binalar ve pek çok hizmet gerçekleştiriyoruz.

Ancak hakikaten, Bilge Mimar Turgut Cansever’in de ifade ettiği gibi, eğer neslin ihyasıyla ilgili çalışmalar olmazsa bütün bu hizmetlerin anlamı kalmaz.

Siyasetçide olması gereken birinci kural adalettir. İkinci kural ise tevazudur. Bu iki temel özellik olmadığı sürece, liderlik de siyaset de eksik kalır.”

Başkan Kılca, yeniden inşa edilen Konya İmam Hatip Lisesi hakkında da bilgi verdi:

“Biliyorsunuz, İmam Hatip nesli bizim ‘Asım’ın nesli’ olarak gördüğümüz bir nesil. Ancak yapılan incelemelerde binanın beton numuneleri C4 derecesinde çıktı, yani dayanıklılığı çok düşüktü. Dolayısıyla bir an önce yenilenmesi gerekiyordu.

Şu anda inşaatın büyük kısmı tamamlandı. İnşallah önümüzdeki yıl, yani 2026 eğitim-öğretim yılına yetişecek. Selçuklu mimarisi tarzında, Konya’ya yakışacak çok güzel bir eser ortaya çıkıyor.”

Eski Karaman Belediye Başkanı Kâmil Uğurlu ise Başkan Kılca hakkında,

“Bütün bunların yanında bir gönül adamı olması lazım. Hasan Kılca başkanımız bir gönül adamı.” ifadelerini kullandı.

Programın Kapanışı

Söyleşinin ardından Prof. Dr. Sami Güçlü’ye program anısına katılım beratı ve TYB Konya Şubesi yayınlarından bir kitap seti takdim edildi.

Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’ya ise Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu tarafından, Konya İmam Hatip Lisesi ve çevresinin yer aldığı özel bir minyatür tablo hediye edildi.

Prof. Dr. Ahmet Alkan ve Kâmil Uğurlu da kendi eserlerinden birer kitabı Prof. Dr. Güçlü’ye takdim etti.

Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.