Malpraktis davalarında kamu hekimlerine yönelik rücu süreçlerinde yaşanan hukuki belirsizlik, yapılan yeni bir düzenlemeyle ortadan kaldırıldı. Bu önemli gelişme, hekimlerin mesleki faaliyetlerini daha güvenceli bir ortamda sürdürmelerine olanak tanıyacak.

RÜCU SÜRECİNDE KRİTİK DEĞİŞİKLİK
Daha önceki uygulamalarda, malpraktis davalarında Sağlık Bakanlığı tarafından ödenen tazminatlar, bazı durumlarda kamu hekimlerine rücu edilebiliyordu. Bu durum, dava idareye açılmış olsa dahi, ödenen tazminat bedeli ve yargılama giderlerinin hekime yansıtılması riskini taşıyordu. 2022 yılında yapılan bir düzenleme ile bu rücu işlemleri için 'kasten işlenmiş bir suçtan kesinleşmiş ceza mahkumiyeti' şartı getirilmişti. Ancak, Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesi kapsamındaki 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma' suçundan verilen ve zararla doğrudan bir illiyet bağı bulunmayan ya da sonuca etkisi olmayan mahkumiyet kararlarının rücu sebebi olup olmayacağı konusundaki belirsizlik devam ediyordu.
BELİRSİZLİK GİDERİLDİ, HEKİMLERE GÜVENCE
HEKİMSEN'in girişimleri ve AL-KON Konfederasyonu Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban'ın temasları sonucunda, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerle bu belirsizlik giderildi. Yeni düzenlemeye göre, zararla illiyet bağı kurulamayan ve sonuca etkili olmayan durumlarda, TCK 257/2 kapsamında verilen mahkumiyet kararları artık rücu sebebi olarak kabul edilmeyecek. AL-KON Konfederasyonu ve HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, bu düzenlemenin hekimler için önemli bir hukuki güvence sağladığını belirtti ve savunmacı tıbbı azaltarak sağlık sisteminin daha etkin işlemesine katkıda bulunacağını vurguladı. Kurban, bu kazanımın önemine dikkat çekerken, tüm hekimler için kapsamlı ve kalıcı güvencenin ancak Hekimlik Meslek Kanunu ile mümkün olacağını sözlerine ekledi.







