Orta Doğu'daki sıcak çatışmalar, özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere yenilenebilir enerjiye yönelik dönüşümü hızlandırma gerekliliğini ortaya koyuyor.

JEOTERMAL ENERJİDE YENİ BİR DÖNEM
Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (EGS), fosil yakıtsız bir geleceğin kapılarını aralamada kritik bir rol üstleniyor. ABD gibi yüksek jeotermal potansiyele sahip ülkelerde hızla yaygınlaşan bu teknoloji, geleneksel jeotermal santrallerden farklı olarak, yerin sekiz kilometre altına kadar inerek çatlak kayalara sıvı enjekte edilmesi prensibine dayanıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, bu sistemin enerji depolama ve iletim ihtiyacını ortadan kaldıracağını vurguladı.

ENERJİ GÜVENLİĞİ VE MALİYETLER
Stanford Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya göre, EGS teknolojisi, temiz enerjiye geçişte gereken altyapı ihtiyacını büyük ölçüde azaltarak elektrik maliyetlerini rekabetçi seviyelere çekebilir. Ayrıca, hava kirliliğini de ortadan kaldırarak enerji güvenliği sağlıyor. Kındap, Türkiye'nin jeotermal potansiyelinin yüksek olduğunu, bu teknolojinin geliştirilmesinde proaktif adımlar atılması gerektiğini belirtti. EGS'nin maliyetleri önemli ölçüde düşürebileceğini ifade eden Kındap, elektrik arzının sadece yüzde 10'unun EGS ile karşılandığı bir senaryoda, rüzgar, güneş ve batarya depolama ihtiyaçlarının önemli ölçüde azaldığını kaydetti. EGS, düşük maliyetle enerji güvenliği sağlamakta ve çevresel etkileri azaltmaktadır.







