ABD-İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırıları beş haftayı geride bırakırken, dünya, 1973 petrol krizinden sonraki en çetin enerji sınavıyla karşı karşıya. Küresel petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20'lik kısmının devre dışı kalması, ithal hidrokarbon kaynaklarına dayalı enerji üretiminin getirdiği riskleri bir kez daha gözler önüne seriyor.

Türkiye'nin enerji bağımlılığı
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin doğalgaza olan bağımlılığını vurgularken, doğalgazın elektrik üretimindeki payının yüzde 20 seviyesinde olduğunu belirtti. Kındap, ithal kömür ile birlikte düşünüldüğünde, elektrik üretiminin yaklaşık üçte birinin hala ithal kaynaklara bağlı olduğunu ifade etti. Ortadoğu'daki gelişmelerin enerji güvenliğini bir bekâ sorunu haline getirdiğini söyleyen Kındap, Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanında atılımlar yapması gerektiğini açıkladı.

Jeotermal kaynakların potansiyeli
Jeotermal enerji, baz yük konumunda olan tek yenilenebilir kaynak olarak öne çıkıyor. Kındap, sektöre yatırım yapan firmaların Türkiye’ye yüksek katma değer sağlamak için sorumluluk almaya hazır olduğunu ifade etti. Ayrıca, Türkiye'nin jeotermal kaynak potansiyelinin Avrupa'nın çok üzerinde olduğunu belirten Kındap, jeotermalin enerji çeşitliliği ve arz güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin jeotermal kaynaklı elektrik üretimini üç kat artırma potansiyeline sahip olduğunu dile getirdi.







