Mihrabın geri getirilmesi için bugüne kadar yapılan girişimler sonuçsuz kalırken, Anadolu Selçuklu sanatının altın çağını temsil eden eserin biran önce Almanya'da sergilendiği Berlin Pergamon Müzesi'nden alınarak ülkemize iade edilmesi bekleniyor.

TAMİR BAHANESİYLE YURT DIŞINA KAÇIRDILAR
Konya Alaeddin Tepesinin batısındaki mahallede bulunan Beyhekim Mescidi 13. yüzyıl Selçuklu döneminin en önemli eserleri arasında yer alıyor. Camiye adını veren Hz. Mevlâna’nın da doktoru ‘Beyhekim’ adlandırılan Ekmeleddin Müeyyed El Nahcuvani. 1250’li yıllarda yapılan mescidin girişinin sağ tarafında Beyhekim’in türbesi yer alıyor. Caminin iç kapısıyla sağdaki türbe ve soldaki oda kapılarının yanları Selçuklu çinileriyle süslüyken bugün çinilerden geriye tek bir örnek bile kalmadı. Caminin çini mihrabı da tamamen sökülerek çalındı. 19. yüzyılın sonunda Konya'ya Almanya Konsolosu olarak atanan Julius Hardeg Loytved pek çok eseri yasadışı yollarla Anadolu topraklarından kopardı. Beyhekim Camii'nin çini mozaik mihrabı üzerinde de incelemeler yapan Loytved, çinileri restore edebileceğini söyleyerek Konya yöneticilerinden izin aldı. Tamir bahanesiyle Almanya'ya götürülen mihrap geri getirilmedi. Mihrap, 10 yıllık çalışma sonunda Berlin Pergamon müzesinde sergilenmeye başlandı.

İADESİ İÇİN İLK GİRİŞİM 1991 YILINDA OLDU
Selçuklu dönemine ait mihrabın peşine düşen ilk isim 1991 yılında Beyhekim Mahallesi Muhtarı olan emekli bankacı Nedim Şencan oldu. Şencan, eserin 1907’de dönemin Alman Konsolosu tarafından kaçırıldığını belirledi. Bu tespitin ardından Muhtar Nedim Şencan ve mahalle sakinleri, “mihrabımızı geri istiyoruz” diyerek 1991’de Kültür Bakanlığı’na başvurdular. Almanya, “eserin hırsızlık yoluyla çalındığına dair belge olmadığı” gerekçesiyle, talebi geri çevirdi.

ALMANYA HAK SAHİBİ OLDUĞUNU İDDİA ETTİ
1998’de UNESCO Kültürel Varlıkların İadesi Komitesi’nin 10. dönem toplantısında Boğazköy Sfenksi ile birlikte Beyhekim Camisi’nin mihrabının da istenmesi gündeme getirildi. Almanya, UNESCO Sözleşmesi’ni onaylamadığı için eseri iade etmeyeceğini deklare etti. Almanya, tarihi eserlerin iadesiyle ilgili görüşmelerde 1899’da padişahın talimatıyla Dışişleri Bakanlığı’nca yayınlanan bir notayı delil göstererek eserler üzerinde hak sahibi olduğunu iddia ediyor.

MİLLİ ENVANTERDE KAYITLI
Notada, Berlin Müzesi’nin Türkiye’de yaptığı ‘onaylı’ kazılarda ortaya çıkan eserlerin yarısını alabileceği belirtiliyor. Almanya, bu notayı göstererek eserlerin yarısının kendilerine ait olduğunu iddia ediyor. Türkiye ise onarım için gönderilen eserlerin, milli envantere kayıtlı olduğunu savunarak Almanya’yı eserleri Türkiye’nin rızası olmadan envanterlerine kaydetmekle suçluyor. Türkiye'nin bir başka delili de Türkiye topraklarındaki eski eserlerin Türkiye’nin malı olduğunu bildiren 1869 Asar-i Atika Nizamnamesi. Bu kanunda eserlerin satılabileceği ancak yurtdışına çıkarılmasının yasak olduğu açıkça belirtiliyor.

YERİNE KONMASI BEKLENİYOR
Konya, Selçuklu’nun kalbi, çininin ve inancın sanata dönüştüğü şehir. Bugün hâlâ Berlin'deki Pergamonmuseum (Pergamon Müzesi) İslam Eserleri bölümünde sergilenen Beyhekim Camii'nin çini mozaikli mihrabı, aslında Konya’ya ait bir hazine! 1907 yılında, Almanya'nın Konya Konsolosu Dr. J. H. Loytved, “onarım yapacağız” bahanesiyle bu mihrabı parça parça numaralandırdı ve yurt dışına kaçırdı. Oysa bu eser, Anadolu Selçuklu sanatının altın çağını temsil ediyordu. Estetiğiyle, renkleriyle, anlamıyla bir medeniyetin ruhuydu. Türkiye, 1991 yılından beri Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bu mirasın geri dönüşü için çalışıyor. Konya halkı ise eserin biran önce yerine konmasını bekliyor.

MİHRABIN ÖZELLİKLERİ
Selçuklu devri mihraplarının en güzel örneği olan Beyhekim Camisi’nin mihrabında, firuze zemin üzerine koyu mor renkte lotus ve palmetlerden bir bordür, onun üstünde de mor renkte iki düz çini arasında aynı renkte çinilerden kesilmiş palmet dolgulu bordür bulunuyor. Bundan sonra mor çinilerden kufi yazı ile Bakara suresinden Ayet-el Kürsi yazılmış. Çini mihrabın söveleri ve alınlığında da Tövbe Suresi 18. ayet, Bakara suresi 255. ayet ile Ankebût suresi 45. ayet bulunuyor. Mihrabın köşe dolgularında firuze zemin üzerine mor renkte çinilerden kıvrık dallar ve palmetlerle gelişen bitkisel bir kompozisyon yerleştirilmiş. Madalyonların tam ortasında firuze renkli sekiz köşeli yıldız şeklinde iri kabartmalar bulunuyor. Mihrap nişinin içi çini üzerine firuze ve mor şeritlerden oluşan girift bir geometrik ağ örgüsü ile kaplanmış.







