Vizyoner İş Adamları Derneği (VİAD) Genel Başkanı Atilla Sinacı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sürdürdüğü saldırıların yalnızca çatışma sahasında değil; enerji, ticaret, lojistik ve finansal piyasalar üzerinden bölge ekonomilerinde “sahadan taşan” etkiler ürettiğini söyledi.
Başkan Sinacı’ya göre çatışmanın uzaması, riskleri tek başlıkta sınırlı bırakmayan; maliyetleri ve belirsizliği aynı anda artıran “zincirleme” bir dalga yaratacak.
Türkiye’nin bu dalgadan muaf olmadığına dikkat çeken Sinacı, petrol ve hammadde fiyat şoku, tedarik zinciri kırılganlığı, sınır hattında göç baskısı ve kur–altın piyasalarında aşırı oynaklık ihtimalinin bu süreçte güçlendiğini ifade etti.
“BEKLENTİ YÖNETİMİ” KRİZİN ANA SAHASI
Sinacı’nın değerlendirmesinde öne çıkan ana vurgu, risklerin yalnızca maliyet kanalıyla değil; güven ve beklenti kanalıyla da hızla büyüyebileceği yönünde oldu.
Sinacı, belirsizliği azaltacak net mesajlarla yürütülecek güçlü iletişimin kritik olduğuna işaret ederek; enerji arzı, lojistik süreklilik, sınır güvenliği ve piyasa istikrarı başlıklarında sahadaki hazırlığın şeffaf biçimde takip edilebilmesinin hem piyasaları hem de toplumsal psikolojiyi koruyacağını dile getirdi.
“Jeopolitik konular ne yazık ki üretimi olumsuz etkileme istidadındadır” diyen Sinacı, “Alınacak tedbirlerle süreç krizden bir fırsata da dönüştürülebilir.
Burada en önemli nokta, şirketlerin ekonomi ve finansla birlikte üretimi yöneten aktörlerin zamanında vereceği reaksiyonlar ve iş dünyasını rahatlatacak deneyimle birleştirilmiş açıklamaları zamanında yaparak, alınan tedbirleri hızlı bir şekilde uygulamalarıdır.” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’DE KIRILGANLIK ENERJİ KANALINDA BÜYÜYOR
Sinacı, Türkiye ekonomisinin 2026 itibarıyla dezenflasyon sürecini sürdürürken, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle hassas bir “denge arayışı” içinde bulunduğunu kaydetti.
“Türkiye ekonomisi 2025 yılının tamamında yüzde 3,6 büyürken; 2025'in son çeyreğinde yüzde 3,4 büyüme gerçekleştirdi. Deprem bölgesinde devam eden inşaat faaliyetlerinin büyümeyi olumlu etkilediğini biliyoruz.
Bununla birlikte imalat sektöründe ciddi sıkıntıların yaşandığına şahit olmaktaydık. Şimdi de komşu ülkemizde bir savaş başlamış oldu. Bu savaşın 1 ayı bulması ve özellikle uluslararası ticareti olumsuz etkilemesi, içinden çıkılamaz, ciddi sıkıntıları beraberinde getirebilir.
Biz bu gerçeklikten hareket ederek, erken uyarı görevimizi yerine getirmek istiyor ve ciddi tedbirlerin alınması gerektiğine inanıyoruz.” dedi.
Cari açığın enerji ithalatına bağımlılık nedeniyle küresel petrol ve doğal gaz fiyat artışlarına yüksek duyarlılık taşıdığına işaret eden Sinacı, enerji fiyatlarında yaşanacak her sıçramanın hem cari dengeyi hem de enflasyonu doğrudan zorlayacağını vurguladı.
HÜRMÜZ BOĞAZI RİSKİ: “ŞOK ETKİSİ” SENARYOSU
Sinacı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve bölgede artan askeri hareketliliğin küresel petrol ve LNG arzı üzerinde şok etkisi oluşturduğunu kaydetti.
Hürmüz Boğazı’nın dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği kritik bir geçiş noktası olduğunu hatırlatan Sinacı, geçişlerin kısıtlanması veya kapanmanın günlük milyonlarca varil petrolün piyasa dışına itilmesi anlamına gelebileceğini dile getirdi.
Brent petrolün çatışma koşullarında hızlı sıçrama potansiyeline sahip olduğunu belirten Sinacı, krizin uzaması halinde daha sert fiyat senaryolarının gündeme gelebileceğini ifade etti.
LOJİSTİK VE HAVA TRAFİĞİNDE MALİYET BASKISI
Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki askeri risklerin, deniz taşımacılığında “savaş riski ek ücretleri” ve navlun fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Sinacı, sigorta teminatlarının askıya alınmasının tedarik zinciri üzerinde doğrudan maliyet ve süre baskısı ürettiğini söyledi.
Ayrıca bölgedeki hava sahalarının kısıtlanmasının, Türkiye merkezli havayolu şirketlerinin operasyon planlarını etkileyebileceğini; bunun da turizm ve iş seyahatleri üzerinde baskı oluşturabileceğini kaydetti.
KUR VE ALTINDA OYNAKLIK UYARISI
Jeopolitik şokların döviz ve altın piyasasında ani dalgalanmalara yol açabileceğini belirten Sinacı, güvenli liman talebinin arttığını ve finansal istikrarı korumaya yönelik adımların önem kazandığını ifade etti.
İŞ DÜNYASINA MESAJ: TEMKİNLİ VE DAYANIKLI OLUN
Sinacı, sürecin “agresif büyüme” değil; dayanıklılık ve sürdürülebilirlik dönemi olduğuna işaret ederek şirketlere kısa vadeli yüksek maliyetli borçlanmadan kaçınma, nakit pozisyonunu güçlendirme ve kur–emtia risklerine karşı koruma mekanizmalarını değerlendirme çağrısında bulundu.








