Milli İstihbarat Akademisi'nin "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" başlıklı raporu, küresel sistemin eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, güç rekabetinden savunma ekonomilerine, yeni nesil harp teknolojilerinden uzay ve siber alan mücadelelerine kadar geniş bir yelpaze, kritik mineraller jeopolitiğiyle birlikte derinlemesine inceleniyor.
GÜVENLİK PARADİGMASI DEĞİŞİYOR
Mevcut güvenlik anlayışının yerini, devletler arası rekabetin sertleştiği ve ileri teknolojinin geleneksel güç unsurlarıyla iç içe geçtiği yeni bir stratejik dönemin aldığına dikkat çekilen raporda, bu değişimin sadece askeri kapasiteyle sınırlı kalmadığı vurgulanıyor. Karar alma mekanizmalarından ittifak yapılarına ve küresel güç dağılımına kadar her alanda yeniden şekillenmeler yaşanıyor. Belirsizlik artık yönetilmesi gereken bir risk olmaktan çıkıp, uluslararası rekabeti doğrudan biçimlendiren bir değişkene dönüşmüş durumda. Rapor, mevcut gelişmeleri tasvir etmekle kalmayıp, gelecekteki olası çatışma senaryolarına dair stratejik bir okuma sunuyor.
DEVLETLERARASI REKABET VE SAVAŞ TEKNOLOJİLERİ YENİDEN TANIMLANIYOR
21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, uluslararası sistemin tarihsel bir kırılma yaşadığına işaret eden rapor, 11 Eylül sonrası dönemin düşük yoğunluklu çatışma ve terörizmle mücadele odaklı stratejik yaklaşımlarının yerini, devletler arası rekabetin daha keskin bir şekilde aldığına dikkat çekiyor. Teknoloji jeopolitiğinin asimetrik etkileriyle yeniden şekillenen uluslararası düzen, hem çatışmacı köklerine dönüyor hem de yeni teknolojilerin etkisiyle evriliyor. Harp sahasına ilişkin enformasyon akışının hızlanması ve askeri-siyasi zeminin konvansiyonel unsurlar etrafında yeniden şekillenmesiyle birlikte, zırhlı tugaylar, balistik füzeler ve siber-elektronik muharebe ağları öne çıkıyor. Soğuk Savaş dönemini andıran bir disiplin taşısa da, hiper harp teknolojilerinin, bulut muharebe ağlarının, robotik savaşın, algoritmik savaşın ve yapay zekanın savaşın doğasını yeniden tanımladığı yeni bir döneme giriliyor. Bu teknolojik dönüşüm, askeri kapasitenin ötesinde jeopolitik rekabetin alanlarını da genişletiyor.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE STRATEJİK TEKNOLOJİLERİN YAYGINLAŞMASI
Rusya-Ukrayna savaşının, sadece büyük güç rekabetini değil, aynı zamanda stratejik teknolojilerin geniş kitlelerin kullanımına açıldığı bir konjonktürü de ortaya koyduğu belirtilen raporda, uydu görüntülerinin artık açık kaynak istihbarat zincirinin rutin bir verisi haline geldiği vurgulanıyor. Muharip dronlarla elde edilen hedefleme verilerinin sosyal medyada paylaşılması, yeni bir savaş epistemolojisinin inşasına zemin hazırlıyor. Bu dronların önemli bir kısmının ticari olarak temin edilebilmesi ve start-up'lar tarafından üretilebilmesi dikkat çekiyor. Rusya'nın savunma harcamalarını devlet kapitalizmi aracılığıyla sürdürülebilir bir seviyede tuttuğu ve ikinci bir cephe açabilecek askeri-endüstriyel kapasiteye sahip olduğuna dair analizler de raporda yer alıyor.
TÜRKİYE'NİN DİRENÇ KAPASİTESİ VE ÖZERK YETENEKLERİ
Türkiye'nin jeopolitik konumu ve son 20 yılda yaşadığı krizlerin odağında yer alması nedeniyle küresel belirsizlik ortamının etkilerini erken hissettiği belirtilen raporda, bu süreçte yaşanan çatışma ve istikrarsızlıkların Türkiye'nin güçlü bir direnç geliştirmesine imkan sağladığı ifade ediliyor. Türkiye'nin bu direnç sayesinde kendi istikrarını koruyarak bir istikrar odağı haline geldiği ve komşu bölgelerin güvenliğine katkı sunan etkili bir paydaş konumuna ulaştığı kaydediliyor. Geleneksel müttefiklerin son 10 yılda beklenen ölçekte katkı sunmadığı, bu durumun Türkiye'nin özerk kabiliyetlerini geliştirme çabalarını ivmelendirdiği vurgulanıyor. Savunma, istihbarat, güvenlik ve diplomasi alanlarında geliştirilen kapasitenin, Türkiye'yi yeni küresel jeopolitik atmosfere daha hazırlıklı kıldığına dikkat çekiliyor. Türkiye'nin güçlü yönlerini avantaja dönüştürmesi ve riskleri kurumsal kapasitesini pekiştirerek karşılaması halinde, önümüzdeki dönemde de kriz ve belirsizlikler karşısında istikrarlı ve güçlü kalacağı değerlendirmesi yapılıyor.








