Doğum oranlarının mevcut seyri devam ettiği takdirde, önümüzdeki 30 yıl içerisinde Türkiye nüfusunun artış yerine azalış sürecine girmesi öngörülüyor.

DOĞURGANLIK HIZININ DÜŞÜŞ NEDENLERİ
Konuya ilişkin Tgrthaber.com’a önemli açıklamalarda bulunan Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Hatice Budak, düşük doğum oranlarının arkasındaki nedenleri sosyolojik açıdan yorumladı. KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Hatice Budak yaptığı değerlendirmede doğurganlık hızının düşüş nedenlerini sosyolojik açıdan değerlendirdi. Modern dünyanın bireycilik merkezinde kurgulanmasının değerler dünyasını dönüştürdüğüne dikkat çeken Budak, tekil yaşam arzusunun diğerkâmlık yönünü törpülediğine vurgu yaptı. “Kendimize odaklanmak, konfor alanlarımızı bozmak istememek çocuk sahibi olma düşüncelerimizi etkilemekte ya az sayıda ya da hiç çocuk sahibi olmama eğilimimizi kuvvetlendirmektedir” diyen Budak, “Bu tarz bir düşünce biçiminde çocuk kişisel gelişimin, kariyerin önünde bir engel dahası sorumlulukların minimalize edildiği ben merkezli bir hayatta sorumlukları artıran tabiri caizse keyif bozucu, rahatsızlık verici bir ayak bağı olarak görülmektedir” ifadelerini kullandı.
TOPLUMA KARŞI SORUMLULUK
Doç. Dr. Hatice Budak, doğurganlığı yalnızca bireylerin özel hayatlarına ilişkin, tamamen kişisel bir tercih olarak ele almanın eksik bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti. Bireyin sosyal bir varlık olduğunu ve toplum içinde yaşadığını hatırlatan Budak, doğurganlık meselesinin aynı zamanda toplumsal sorumluluk boyutu bulunan bir konu olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

DOĞURGANLIK HIZI
Doç. Dr. Budak, dünya genelinde doğurganlık hızını artırmaya yönelik uygulamalara da değindi. Birçok ülkede nakit desteklerin yanı sıra doğum izinlerinin uzatılması, kreş ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması gibi politikaların hayata geçirildiğini ifade eden Budak, Macaristan, Rusya, Singapur, Fransa, İsrail, Japonya, Moğolistan ve İskandinav ülkelerinde nüfus politikalarına yönelik devlet destekli uygulamaların bulunduğunu aktardı.Bu ülkeler arasında en dikkat çekici örneklerden birinin ise Güney Kore olduğunu belirten Budak, uzun vadeli ve çok boyutlu nüfus politikalarının önemine vurgu yaptı.








