Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, yargının tarafsızlığının yanı sıra tarafsız görünmesinin de önemine dikkat çekerek, bu görünürlüğün zedelenmesi durumunda hiçbir reformun tek başına yargıya olan güveni tam olarak geri getiremeyeceğini vurguladı.
YARGININ ARAÇSALLAŞTIRILMASI TARTIŞMALARI
TBB Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Yargı Erkine İlişkin Güncel Sorunlar: Yargının Araçsallaştırılması" başlıklı sempozyumun açılışında konuşan Sağkan, yargının araçsallaştırılması kavramını siyasi bir tartışma unsuru olarak değil, hukuk sisteminin işleyişine dair ciddi bir uyarı alanı olarak ele aldıklarını belirtti. Yargı erkinin devlet düzeninin omurgası olduğunu ve yargıdaki her türlü aşınmanın sadece hukukçuları değil, tüm toplumu etkilediğini ifade etti.
HUKUK DEVLETİ İÇİN UYARI
Sağkan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. maddesi kapsamında verdiği ihlal kararlarının, yargının araçsallaştırılması konusunda somut teşhisler taşıdığını ve hukuk devleti ilkesi açısından uyarı niteliğinde olduğunu söyledi. Yargının araçsallaştırılması tartışmalarının iki ana başlıkta yoğunlaştığını belirten Sağkan, bunların ceza soruşturması süreçlerindeki uygulamalar ve yargı kararlarının uygulanmaması olduğunu dile getirdi. Yargı kararlarının uygulanmasının hukuk devletinin en temel güvencesi olduğunu ve bu ilkenin ihlalinin sistemde hem hukuki hem de ahlaki bir zafiyet yarattığını vurguladı. Anayasa Mahkemesi'nin bazı ihlal kararlarına uyulmadığını hatırlatan Sağkan, TBB olarak bu "uymama kararlarına" yönelik eleştirilerini sürdürdüklerini bildirdi.
GÜVEN ZEDELENİYOR, SAVUNMA ZAYIFLIYOR
"Yargı organlarının dışsal etkiler altında olduğu" yönünde bir algının bulunduğunu belirten Sağkan, bu algının güçlendirilmesi yerine, yargının tarafsızlığını zedeleyen hususlara dikkat çekerek çözüm önerileri geliştirmek ve yargının kurumsal özerkliğini güvence altına alacak çerçeveler oluşturmak gerektiğini ifade etti. Sağkan ayrıca, yargı erkinin sağlıklı işlemesinin en önemli unsurlarından birinin "güçlü bir savunma mekanizması" olduğunu ve avukatın sesinin duyulmadığı, mesleki güvencelerinin zayıfladığı bir düzende yargının eksik kalmaya mahkum olacağını değerlendirdi. Yargıya duyulan güvenin zayıfladığına dair verilere atıfta bulunan Sağkan, bu tabloyu değiştirmek için karamsarlık veya inkar yerine, gerçeklerle yüzleşme cesaretine ihtiyaç duyulduğunu ve Türkiye'nin bu cesareti gösterecek birikime sahip olduğunu sözlerine ekledi. Sempozyum, yarın düzenlenecek oturumlarla sona erecek.








