Yılmaz Altunsoy: ‘Türkiye Gelişmiş Teknolojilere Yatırım Yapmalı’

KÜLTÜR SANAT Yayınlanma : 08 Ekim 2025 17:02 Düzenleme : 08 Ekim 2025 17:11
Yılmaz Altunsoy: ‘Türkiye Gelişmiş Teknolojilere Yatırım Yapmalı’
Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nin (HİSDER) Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği Pazartesi Toplantıları’nın bu haftaki konuğu Tarihçi-Yazar Yılmaz Altunsoy oldu.

Tarihçi-Yazar Yılmaz Altunsoy, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“İsrail–İran savaşı hem kinetik hem de elektromanyetik cephede meydana gelmiştir. İsrail, savaşın ilk anından itibaren İran üzerinde belirgin bir hava hâkimiyeti kurarak ve kritik noktaları imha etmiştir.

Savaşın askeri, istihbari, siyasi ve teknolojik boyutları detaylı şekilde değerlendirilmelidir. Geleceğin savaşlarının örneğini burada gördük.

Türkiye gelişmiş teknolojilere yatırım yapmalı ve bunu bir milli güvenlik meselesi olarak görmelidir. Almamız gereken tedbirleri ivedilikle almalıyız.”

HİSDER’DE “12 GÜN SAVAŞLARI VE TÜRKİYE İÇİN DERSLER”

HİSDER’in geleneksel hale gelen Pazartesi Toplantıları kapsamında düzenlenen etkinlikte Altunsoy, Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından hazırlanan “12 Gün Savaşı ve Türkiye İçin Dersler” başlıklı rapor ışığında değerlendirmelerde bulundu.

İsrail–İran savaşı sürecinin hem kinetik hem de elektromanyetik cephelerde gerçekleştiğini belirten Altunsoy, İsrail’in savaşın ilk anından itibaren İran üzerinde belirgin bir hava hâkimiyeti kurduğunu ve kritik hedefleri imha ettiğini ifade etti.

Raporda savaşın askeri, istihbari, siyasi ve teknolojik boyutlarının ele alındığını ve Türkiye açısından çıkarılması gereken stratejik derslere dikkat çekildiğini belirtti.

RAPORDA VURGULANAN HUSUSLAR

Altunsoy, MİA tarafından hazırlanan raporda İran–İsrail çatışmasının geleceğine dair önemli tespitlerin yer aldığını belirterek şunları ifade etti:

“İran tarafından İsrail’e atılan kamikaze dronların tamamına yakını İsrail tarafından imha edilmiştir. İran balistik füzelerinin küçük bir kısmı Iron Dome tarafından önlenememiş ve Tel Aviv ile Hayfa’ya isabet etmiştir.

Her iki taraf da ama özellikle İsrail tarafı, siber saldırılar ile İran medyası ve basını üzerinde psikolojik harp tekniklerini uygulamıştır.

İsrail, İran’ın komuta kontrol merkezine de siber saldırılar düzenlemiştir ve halk arasında panik meydana getirmiştir.

Bu savaştaki en önemli nokta, İsrail siber ve EH (Elektronik Harp) teknolojilerini, hava saldırıları ile bütünleşik olarak sunmuş ve bu entegre sistemi ustaca kullanmayı başarmıştır.

EH ve siber teknoloji, kara, deniz, hava ve uzay alanındaki savaşa ustaca entegre edilmiştir.”

“HAVA KUVVETLERİNİN ÖNEMİ”

Altunsoy, savaşta hava kuvvetlerinin belirleyici rolüne dikkat çekti:

“İsrail Hava Kuvvetleri, Ortadoğu’nun en gelişmiş hava güçlerinden birisidir. 34 bin personel ve çok yönlü hava platformlarından oluşur.

Envanterinde F15, F16 ve F35’lerden oluşan 340 muharip uçak bulunmaktadır. Bu uçaklar İsrail yapımı mühimmat ve EH sistemleri ile donatılmıştır.

İHK uçaklarında hassas güdüm kitleri olan Spice, Jdam ve Paveway bulunmaktadır.

İsrail, İran’da kritik askeri ve nükleer tesislerin yanında, İranlı üst düzey askeri, sivil, istihbari ve bilim adamlarını hedef almış, İran Genelkurmay Başkanını, Devrim Muhafızları Ordusu Komutanını ve 14 nükleer bilim adamını imha etmiştir.

İran Hava Kuvvetleri, İHK’ya karşı herhangi bir önleme yapamamış, ilk andan itibaren tamamen felç olmuştur.”

SAVAŞTAN ÇIKARILACAK DERSLER

Altunsoy, modern savaşların çok boyutlu hale geldiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Savaşın klasik orduların ötesinde çok boyutlu mücadele biçimlerinin ağırlık kazandığı yeni bir dönemin sinyallerini verdiğini görüyoruz.

Raporda, İsrail’in İran içindeki uzun yıllardır faaliyet gösteren istihbari ve operasyonel ağlarının savaşta belirleyici rol oynadığı tespit edilirken modern istihbarat yapılarının savaşın kaderini nasıl şekillendirebildiği ortaya konulmuştur.

12 Gün Savaşında hava, deniz, kara ve uzaya ilave olarak EH ve siber saldırı gücü de entegreli olarak kullanılmış ve sadece taktik değil stratejik sonuç almada belirleyici olmuştur.

Savaşlar artık sadece ateş gücü kapasitesiyle değil, düşmanın ateş gücünün bastırılması ve imhası ile kazanılabilmektedir.

Savaşın ilk 72 saatinde İran’ın radar ve komuta altyapısının çökertilmiş olması İsrail’e manevra alanı kazandırmıştır. Bu durum modern savaşlarda ilk yumruğu atmanın avantajını göstermektedir.”

İRAN’IN YALNIZLAŞTIRILMASI

Altunsoy, raporun İran’ın bölgesel yalnızlaşmasına da dikkat çekti:

“İran, yıkılan Suriye Baas rejimi sonrası Suriye’yi kaybetmiş, Lübnan’da bulunan vekil örgütü Hizbullah dağılmış, BAE, Suudi Arabistan, Azerbaycan ve Katar gibi ülkeler ile de gerginlik yaşamıştır. Bu da İran’ı yalnızlaştırmıştır.

Raporda, savunma sanayisinin dış istihbarat servislerinin öncelikli hedeflerinden biri haline geldiği açıkça ifade edilirken, Türkiye’nin bu sektörde faaliyet gösteren aktörlerini koruyacak önleyici güvenlik politikaları geliştirmesi önerilmektedir.

NATO gibi geleneksel ittifaklar üyeleri için tam koruma sağlamasa da, İran gibi arada kalan ülkelerin daha kolay hedef haline geldiği görülmektedir.”

“YAŞANAN OLAYLAR BİZE IŞIK TUTMALIDIR”

Konuşmasının son bölümünde Altunsoy, Türkiye’nin savunma stratejilerine dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye sivil savunma ve savaşa hazırlık kapasitesini ciddi seviyelere çıkarmak zorundadır.

Yaygın bir erken ihbar hattı kurulmalı, muhtemel hava saldırılarına karşı uyarı ve alarm sistemleri oluşturulmalıdır. Acil durumlarda yeraltı metro istasyonları sığınak olarak kullanılabilir.

Kritik devlet kurumları başta olmak üzere teknik şartlara uygun sığınaklar inşa edilmeli, kitlesel sığınaklar yapılmalıdır.

İnsan istihbaratı alanında özellikle dezavantajlı kesimler yakın takibe alınmalı, mobil hatların kullanımı konusunda tedbirler alınmalıdır.

Başta hava savunma sistemleri ve hava kuvvetleri olmak üzere askeri teknolojiye yatırımlar artırılmalıdır. Kritik istihbarat ve güvenlik teknolojileri yerlileştirilmelidir.

Toplumu bir arada tutan milli ve manevi değerler güçlendirilmelidir. Ekonomik kırılganlıklar hafifletilmeli, FETÖ gibi örgütlerle tavizsiz mücadele edilmelidir.

Türkiye’de mahalle bekçilerinden muhtarlara kadar herkes farkındalık sahibi olmalıdır. İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejat’ın ‘İstihbaratta İsrail masasının başına atadığımız adam İsrail ajanı çıktı.’ sözü ve 15 Temmuz’da yaşananlar unutulmamalıdır.

Gelişen haberleşme teknolojileri sıradan vatandaşları bile değerli istihbarat kaynaklarına dönüştürebilir.”

“BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ KORUMALIYIZ”

Altunsoy, konuşmasının sonunda Türkiye’nin NATO üyesi bir ülke olarak bölgesel dengelerde dikkatli olması gerektiğini ifade etti:

“Türkiye’nin NATO ülkesi olması dolayısıyla İsrail’in Yunanistan’ı kışkırtarak GKRY’yi silahlandırmak suretiyle arz-ı mevut hedefine ulaşmak isteyeceğini düşünüyorum. Bu nedenle içeride birlik ve beraberlik içinde olmamız büyük önem taşımaktadır.”

Soru-cevap bölümünün ardından, HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu ve Abdurrahman Özdil, Yılmaz Altunsoy’a hediyelerini takdim etti. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.