Devletimizin Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’a son günlerin en önemli gündemi olan terörist İsrail ile ilgili, "İsrail Türkiye için tehdit mi?" şeklinde sorulur.
Bakan Fidan soruya çok sakin bir şekilde şu cevabı verdi.
İsrail kendisine bir düşman yaratmaya çalışıyor. İsrail veya herhangi bir aktör bizim milli çıkarlarımızla, bölgesel çıkarlarımızla çakıştığında kimseden korkacak, çekinecek, geri adım atacak halimiz yok. Bizlik bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil."
Bakan Fidan’ın bu cevabı Tel Aviv ve avanelerini rahatsız ederken, bize de ‘Milli Şuur’ dersi verdi.
Niye mi?
Vatan sevgisini unutturacak faaliyetler sanatsal özgürlük diye pazarlanıyor da ondan.
Bu gizli misyonerlik faaliyetleri genç beyinleri zehirlerken, bizi de uyutuyor da ondan.
Benim ecdadım “Peşinden gidecek cesareti gösterirsen bütün hayallerin gerçekleşir” diyerek bize inancımıza, vatanımıza hainlik edenlere karşı mücadelenin şifresini vermiştir.
Bakan Fidan’ın “Biz kavgayı severiz” sözleri belki de millet olarak son günlerde duyduğunuz en etkileyici bir hatırlatma gibi geldi.
Bu söz içimizdeki kafasını kuma gömen, kısa yoldan köşe dönme hayali kuran ‘Aymatlos’lara da bir gönderme oldu.
Bu söz, vatanımıza göz dikenlere, milletimizi hor görenlere had bildirmek için siyah sancak açan ve kılıçları kınından çıkaran bir millet olduğumuzu da hatırlatır oldu.
Etkileyici de oldu.
Tarihte de hep öyle olmuştur
Bizden çıkan söz muhataplarının hayatı için büyük anlamlar taşımış ve o sözleri asla unutmamışlardır.
Hatta ilk duyduklarında kendilerine göre olduğunu düşünmüşler ve onu akıllarına kazıyarak bir daha hiç silmemişler.
Bizde de öyle değil mi?
Bizim tarafımızdan söylenmiş güzel bir sözü hiç unutmayız. “Ya ben İstanbul’u alırım, ya da İstanbul beni.”
Biz bu güzel sözü nasıl unutalım.
“İstanbul muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur" müjdesini veren Peygamber efendimiz Hz Muhammed Mustafa (SAV) nın Hadis-i Şerifi nasıl unutalım
Güzel bir sözü unutmak öyle zordur ki, yıllar akıp geçse de üzerinden aklınızın kenarındaki yerini asla terk etmez.
Bizim tarafımızdan söylenen güzel sözler etkileyici ve anlamlı olduğu için akılda kalır. Hatta hayat felsefesini de etkiler.
Benim ecdadım “Uçmayı çok seviyorsan, bazen düşmesini de bileceksin” diyerek haddini aşanları da kibarca uyarmış, “Eğer korkarak yaşıyorsan, sadece hayatı seyredenlerden biri olarak kalırsın” diyerek te kendisine hatırlatmada bulunmuştur.
Kavga en son tercihimizdir. Ama bizim sözlerimiz havanda su döğmez.
Eylemin ilk işareti pres gibidir.
Zamanı geldiğinde yapıştırmasını bilir.
Farkına varıldığında, farkı kalmamış olur.


