Akdeniz Anemisi: Bebeklikte başlayan sessiz tehlike ve önlemenin hayati önemi

SAĞLIK Yayınlanma : 09 Mayıs 2026 05:52 Düzenleme : 09 Mayıs 2026 05:52
Akdeniz Anemisi: Bebeklikte başlayan sessiz tehlike ve önlemenin hayati önemi
Akdeniz anemisi (talasemi), bebeklikte başlayan ve yaşam boyu süren zorlu bir kan hastalığı. Uzmanlar, en etkili yöntemin genetik taramalarla hastalığı baştan önlemek olduğunu vurguluyor.

Halk arasında Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi, bebeklik döneminden itibaren kendini gösterebilen, yaşam boyu süren ve ciddi mücadele gerektiren bir kan hastalığıdır. Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü vesilesiyle yaptığı açıklamalarla, bu genetik mirasın etkilerini ve en önemlisi, bu zorlu süreci baştan önlemenin mümkün olduğunu vurguladı.

BELİRTİLER VE YAŞAM BOYU MÜCADELE

Talaseminin, bebeklerin henüz ilk aylarında kansızlık, solukluk ve genel bir halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Atay, bazı hastaların henüz 6 aylıkken dahi düzenli kan nakli ihtiyacı duyabildiğini ifade etti. Bu durumun, hem hasta çocuklar hem de aileleri için uzun ve yıpratıcı bir tedavi sürecini beraberinde getirdiğini söyledi. Hastalığın yaşam boyu süren takibinin ve multidisipliner bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti.

TEDAVİ SÜRECİ VE KÖK HÜCRE NAKLİ

Talasemi tedavisinde temel yaklaşımların başında düzenli kan transfüzyonları ve demir birikimini engellemeye yönelik demir şelasyon tedavisi geldiğini aktaran Prof. Dr. Atay, hastaların büyüme, gelişim, hormon düzeyleri ve kalp sağlığının da yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Demir birikiminin organlara zarar verme potansiyelinin sürekli izlenmesi gerektiğini vurgulayan Atay, uygun vakalarda kök hücre naklinin kalıcı bir çözüm sunabildiğini ve bu sürecin deneyimli ekipler tarafından yürütülmesinin başarı için kritik önem taşıdığını ekledi.

ÖNLEMEK MÜMKÜN: GENETİK TARAMALARIN ÖNEMİ

Talasemi ile mücadelede en etkili stratejinin hastalığı henüz oluşmadan önlemek olduğunu savunan Prof. Dr. Atay, genetik tarama programlarının taşıyıcı bireyleri tespit etmedeki hayati rolüne işaret etti. Taşıyıcı çiftlerin genetik danışmanlık alarak sağlıklı çocuk sahibi olabileceğini belirten Atay, korunma yöntemlerinin en güçlü ve kalıcı çözüm olduğunu yineledi. Hastalık gelişse dahi, doğru tedavi ve güçlü bir ekip çalışmasıyla olumlu sonuçlar alınabildiğini sözlerine ekledi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.