Antalya'da düzenlenen Risk Zirvesi, küresel çapta artan riskler karşısında işletmelerin dayanıklılığını ve hazırlıklı olma gerekliliğini masaya yatırdı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu'nun da konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte, 'Afet ve Yangın Dayanıklılığı' özel oturumu, iş sürekliliği, risk yönetimi ve afetlere karşı hazırlık konularını çok yönlü bir şekilde ele aldı.

KRİZ ANINDA NE YAPTIĞINIZLA HATIRLANIRSINIZ
BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, açılış konuşmasında Antalya'nın sadece bir turizm destinasyonu olmanın ötesinde, turizm, tarım ve sanayiyi entegre eden stratejik bir ekonomik ekosistem olduğunu vurguladı. Cengiz, "Bugünün dünyasında marka, krizlere karşı gösterilen dirençle inşa ediliyor. Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır. Bu nedenle sürdürülebilirliği de yeniden tanımlamalıyız. Sürdürülebilirlik, operasyonel süreklilik, kriz dayanıklılığı ve risk yönetimi kapasitesi aynı zamanda stratejik bir rekabet unsurudur. Afetlere hazırlıklı olan işletmeler daha hızlı toparlanır, daha fazla yatırım çeker ve rekabette kalıcı bir avantaj elde eder" dedi.

RİSKLERİN ETKİSİ BÜYÜDÜKÇE GÜÇLENMEK GEREKİR
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, risk yönetiminin sadece teknik bir alan olmadığını, işletmelerin finansal dayanıklılığını, rekabet gücünü ve sürekliliğini doğrudan belirleyen temel bir yönetim meselesi olduğunu belirtti. İnci, "Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine ekonomideki payınız büyüdükçe, risklerin etkisi de büyüyor. Bir yangın, bir afet, bir altyapı kesintisi ya da iklim kaynaklı bir tehdit işletmenin bilançosunun yanı sıra tedarik zincirini, istihdamı ve ülke ekonomisine sağlanan katkıyı da etkileyebiliyor. Afet sonrası toparlanma maliyetlidir; önleyici risk yönetimi ise hem daha akılcı hem daha ekonomiktir" diye konuştu. Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün ise, risklerin artık 'yeni normal' haline geldiğini ve iş dünyasının bunu bir istisnai durum olarak değil, sürecin bir parçası olarak ele alması gerektiğini vurguladı. Örkün, Allianz Türkiye'nin sigortacılığı sadece hasar sonrası değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bir süreç olarak gördüğünü ve işletmelerin dayanıklılıklarını artırmalarına destek olmayı sorumluluk olarak kabul ettiklerini ifade etti.








