Salgının etkisi azalmış olsa da, özellikle kurumlar arasında yapılan numune analizlerinin çelişkili ya da eksik paylaşılması vatandaşlar arasında ciddi bir güven bunalımına neden oldu. Salgının hemen ardından KOSKİ tarafından ilçedeki içme suyu şebekelerinden alınan numuneler üzerinde yapılan analizlerde “herhangi bir mikrobiyolojik bulguya rastlanmadığı” açıklanmıştı.
KOSKİ’nin bu açıklamasının ardından gözler, İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin kendi aldıkları su numunelerine çevrildi. Ancak aradan tam 10 gün geçmesine rağmen bu analizlerin sonuçları hâlâ kamuoyu ile paylaşılmadı.
Vatandaşlar, sosyal medya platformlarında ve yerel mecralarda bu duruma sert tepkiler gösterdi. “Bir ilçe salgınla boğuştu, hastaneler doldu taştı, ama hâlâ resmi ve somut bir açıklama yok” diyen yurttaşlar, sürecin şeffaf yürütülmemesinden ve bilgi eksikliğinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi.
Sağlık otoriteleri tarafından bu süreçte yapılan en net duyuru ise, salgının azalma eğiliminde olduğu oldu. Ancak bu hastalığa neyin sebep olduğu konusunda hiçbir resmi kurum somut bir veri ortaya koymadı. Bu da, Sarayönü gibi küçük ve sakin bir ilçede böylesine büyük bir sağlık krizinin nasıl bu kadar “belirsizlik içinde” geçiştirildiği sorusunu beraberinde getirdi.
Hastalık geçti ama güvenimiz kalmadı
Sarayönü’nde yaşanan salgın sürecinde “Oduncu Mehmet Ali” olarak tanınan esnaflardan Mehmet Ali Turan, suyun ilk andaki durumunu ve sonrasında evde yaşanan sağlık krizini detaylarıyla anlatarak yetkililere net bir çağrıda bulundu. Yaşadıklarını açık yüreklilikle paylaşan Turan, suyun görünümünden etkilenerek evde kullanmaktan vazgeçtiğini, ancak hastalığın yine de ailesini etkisi altına aldığını belirtti.
Turan, yaşadığı ilk şoku şöyle anlattı:
“Evde abdest alacaktım, musluğu açtım, bir baktım su simsiyah akıyor. Öyle bulanıklık falan değil, bildiğin yağ gibi. Elimi dokundum, kaygan geldi. Eşime dedim ki, ‘bu su içilmez, sen sakın kullanma. Namazı camide kılayım dedim, çıktım evden. Sanayi camisinde kıldım ama aklım hep evde kaldı.” Dedi
Suyun ardından yaşanan sağlık sorunlarının ailenin tamamını etkilediğini anlatan Turan, en küçük çocuğunun fenalaşmasıyla başlayan sürecin peş peşe diğer çocukları da etkilediğini belirterek,”Akşama doğru bizim küçük Ali fenalaştı. Karnı ağrıyor, kusuyor. Hemen hastaneye götürdüm. Daha ondan çıkmadan Mehmet başladı, onu da götürdüm. Yani evdeki herkes bir bir rahatsızlandı. Allah’tan çok ağır geçirmediler ama hastanede öyle bir kalabalık vardı ki, adım atacak yer yoktu. Görevli personel canla başla çalışıyordu ama gelen hasta sayısı o kadar fazlaydı ki herkes zor anlar yaşadı. Çocukların ağlaması, bekleyenlerin endişesi... O tabloyu gördükten sonra bu işin ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha anladım” dedi
Açıklamalar inandırıcı değil
Turan, yaşanan sürecin ciddiyetinin bazı kurumlar tarafından tam anlamıyla kavranmadığını, kamuoyunun hala net bir açıklama beklediğini vurguladı. Sosyal medya ve yerel basında yer alan haberleri takdir ettiğini ifade ederken, asıl sorumluluğun kurumlarda olduğunu belirterek, “Siz gazetecisiniz, Allah razı olsun, takip ediyorsunuz, gelip soruyorsunuz ama bu işin peşini bırakmamak lazım. Takip edilmesi ve etmesi gereken esas yer KOSKİ. Bu su temiz mi değil mi, analiz sonuçları net ne gösteriyor, çıkıp açıklasınlar. Öyle temiz diyerek işin içinden sıyrılmak olmaz, en azından analiz sonuçlarını net bir şekilde paylaşmaları gerekiyordu. Orada sadece birilerine poz verip fotoğraf çektirmekle olmaz. Bizim derdimiz reklam değil, sağlığımız. Burada insanlar hastalandı, çocuklar perişan oldu. Şimdi bu işin doğru düzgün bir açıklaması yapılmazsa, yarın daha büyük sıkıntılar çıkar.” Dedi

“Kimse sorumluluk almıyor, halk kendi başına kaldı”
İlçede halk çeşmelerinden su içtiğini söyleyen vatandaşlardan Yunus Tek, yaşanan sürecin hem yönetimsel hem de bilgilendirme açısından tam bir fiyasko olduğunu dile getirdi. Tek, halkın suskunlukla değil, açık ve net açıklamalarla bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Ben yıllardır o çeşmeden su içerim, evime de bidonla taşırım. Şimdi ne oldu da bu kadar insan hastanelik oldu, anlayan beri gelsin. İlk gün hemen halk çeşmelerine suç atıldı ama ne Sağlık Müdürlüğü, ne KOSKİ çıkıp da ‘sorun bizden kaynaklı mı değil mi’ açıkça söylemedi. Herkes birilerini suçluyor ama kimse sorumluluk almıyor. Olan vatandaşa oluyor.” dedi
Tek, özellikle hastalardan alınan kültür örneklerinin sonuçlarının hâlâ açıklanmamış olmasını eleştirerek sözlerine şöyle devam etti:
“İl Sağlık Müdürlüğü’nün aldığı numunelerden ses yok. Aradan 10 gün geçti, hâlâ açıklama yapılmadı. Norovirüs mü, başka bir mikrop mu, hiçbir bilgimiz yok. Kimse hastalığın adını bile koyamadı. KOSKİ ‘bizim suda sorun yok’ diyor, iyi güzel de o zaman bu insanlar neden hastalandı? Ortada ne bilimsel veri var ne de net bilgi. Açık konuşayım; bize göre yetkililer bu süreçte tamamen sınıfta kaldı.”
Yunus Tek son olarak, halkın artık geçiştirici cümleler değil, somut gerçekler istediğini vurgulayarak, “İnsanlar sosyal medyada, kahvede, pazarda hep aynı şeyi soruyor: ‘Ne oldu da bu hastalık çıktı?’ Bu kadar kişinin hastaneye gitmesi, çocukların perişan olması sıradan bir şey değil. Bu işin ciddiyeti hâlâ kavranmamış gibi. Artık biri çıksın da elindeki verilerle konuşsun. Gerçek neyse ortaya koysunlar ki biz de ona göre önlem alalım.” Dedi







