Brezilya'nın Belem kentinde devam eden Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) için kritik bir mesaj geldi. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu (AP) yetkilileri, COP30'un sadece vaatlerle sınırlı kalmayıp, yıllardır verilen sözlerin hayata geçirildiği bir zirve olması gerektiğini vurguladı.
EYLEM ZAMANI: VERİLEN SÖZLER HAYATA GEÇİRİLMELİ
İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu AB Komisyonu Üyesi Wopke Hoekstra, fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda önemli adımlar atıldığını ancak eyleme geçmek için artık zamanın daraldığını belirtti. Hoekstra, zirvenin başarısının, tüm tarafların verdikleri sözleri somut eylemlere dönüştürmesine bağlı olduğunu söyledi. Dünyanın dört bir yanından delegelerle bir araya geldiklerini ve COP30'un başarılı olması yönünde genel bir istek olduğunu gözlemlediklerini ifade eden Hoekstra, karşı karşıya olunan iklim krizinin sadece belirli bölgeleri değil, gezegendeki tüm canlıları ve gelecek nesilleri etkilediğini vurguladı. AB'nin, COP29'da verilen finansal taahhütlerin arkasında durduğunu ve bu kaynakların en savunmasız ülkelere, özellikle küçük ada devletlerine ve en az gelişmiş ülkelere ulaşmasını sağlamanın en önemli görevleri olduğunu belirtti.
SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME HALKLA BİRLİKTE GERÇEKLEŞMELİ
AP COP30 Delegasyonu Başkanı Lidia Pereira da müzakerelere büyük bir azimle katıldıklarını ve Avrupa'ya uygulamanın önceliklendirildiği bir gündemle dönmek istediklerini dile getirdi. Pereira, AB'nin fosil yakıtlardan uzaklaşma konusundaki ciddiyetini vurgulayarak, karbon salımını azaltırken ekonomik büyümenin mümkün olduğunu ve bunu küresel ortaklarla birlikte gerçekleştirmek istediklerini söyledi. Bu COP'un tam anlamıyla bir 'uygulama COP'u' olması gerektiğini belirten Pereira, geçmiş yıllardaki tecrübelerine dayanarak, imzalanan anlaşmalara uyulmadığı sürece sadece konuşmalarla ilerlemenin mümkün olmadığını ifade etti. İklim ve çevrenin siyasi önceliklerin en üstüne konulduğu bu iki haftalık sürecin, yılın geri kalanında da uygulamaya bağlı kalarak devam ettirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Adil geçiş kavramının sürdürülebilir kalkınma için anahtar olduğunu belirten Pereira, siyasetçilerin seçmenlerine 'Bu hedefler uğruna yaşam standartlarınızdan vazgeçmeye hazır mısınız?' sorusunu sorduğunda muhtemelen 'hayır' yanıtını alacaklarını, bu nedenle sürdürülebilir büyümeyi halkla birlikte, yapıcı bir şekilde sağlamaları gerektiğini ifade etti.








