6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi'ne katılan Türk bilim insanları ve araştırmacılar, hayati önem taşıyan bir başarıya imza atarak dünyanın en kuzeyindeki deniz buzu hattına ulaşmayı başardı. Bu tarihi an, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın himayesinde, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) koordinasyonunda gerçekleşti.

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE DAİR ÇIĞIR AÇAN VERİLER
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın duyurduğu üzere, bu sefer küresel iklim değişikliğinin etkilerini birinci elden gözlemlemek ve anlamak için kritik bir rol oynuyor. 81 derece kuzey enlemindeki bu zorlu coğrafyaya ulaşan ekip, oşinografiden atmosfere, biyolojiden uydu sistemlerine kadar 12 farklı bilimsel projeyi uluslararası araştırmacılarla birlikte yürütüyor. Yaklaşık 3 bin deniz mili kat eden ekip, topladığı verilerle sadece kutup araştırmalarındaki bilimsel kapasitemizi değil, aynı zamanda geleceğin bilimsel çalışmalarına da ışık tutacak önemli bulgular elde ediyor. Bakan Kacır'ın vurguladığı gibi, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla bilimi laboratuvarlarla sınırlı tutmayıp, dünyanın en çetin coğrafyalarında da icra ediyoruz. Kutup bilgilerimizle hem ülkemizin bilimsel birikimine hem de insanlığın ortak geleceğine katkı sağlıyoruz.
12 BİLİM İNSANI, 12 FARKLI PROJE: BİLİMSEL KAPASİTE GÜÇLENİYOR
Bu seferin en dikkat çekici yönlerinden biri, oşinografi, biyoloji, kimya, atmosfer dinamikleri, meteoroloji, jeodezi ve uydu sistemleri gibi geniş bir yelpazede 12 farklı bilimsel projeyi hayata geçirmek üzere bir araya gelen 12 seçkin bilim insanı. Küresel iklim değişikliğinin etkilerini yerinde incelemek ve kritik araştırmalara imza atmak amacıyla yola çıkan bu bilim heyetine, 3 yabancı araştırmacı da eşlik ediyor. Bilim ekibi, 'Ulusal Kutup Bilim Stratejisi' doğrultusunda, küresel iklim değişikliği, tehdit altındaki ekosistemler ve insan kaynaklı etkiler gibi ulusal ve uluslararası öneme sahip öncelikli bilimsel temalar üzerine yoğunlaşıyor. Sefer, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da güncellenen çevre protokollerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, doğaya minimum etki bırakma prensibiyle gerçekleştiriliyor.








