İstanbul (AA) - Türkiye Su Enstitüsü Politika Geliştirme Koordinatörü Dr. Tuğba Evrim Maden, Türkiye'nin iklim değişikliğini en yoğun hisseden ülkelerden biri olduğunu ve tarım başta olmak üzere birçok alanda su yönetimi alternatiflerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
SU VARLIĞINDAKİ MEVCUT DURUM
Anadolu Ajansı'nın "Damla damla kriz" dosyasındaki habere göre, Türkiye'nin toplam su potansiyeli 110 milyar metreküp iken, kişi başına düşen yıllık su miktarı yaklaşık 1300 metreküptür. Bu rakam, Türkiye'nin su stresi altında olduğunu göstermektedir. Su potansiyeli açısından zengin bir ülke olarak değerlendirilmesi için kişi başına düşen miktarın 1700 metreküpten fazla olması gerekmektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, yıllık toplam su tüketiminin yüzde 77'si, yani 44 milyar metreküpü tarımsal sulamada kullanılmaktadır. Ayrıca, yüzde 12'sine denk gelen 6,8 milyar metreküp su evsel kullanımda, yüzde 11'ine tekabül eden 6,2 milyar metreküp ise sanayide tüketilmektedir. Dr. Maden, Türkiye'nin su zengini olarak algılanmasına rağmen, kullanılabilir su miktarının azaldığını belirtti.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ
Maden, su bütçesinin ülkenin nüfusuna bölünmesiyle elde edilen kişi başına düşen su miktarının 1290-1300 seviyelerinde olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin su sıkıntısı yaşayan bir ülke konumunda olduğunu söyledi. İklim değişikliğinin yağış desenlerini önemli ölçüde değiştirdiğini ve bu durumun su yönetimini zorlaştırdığını vurguladı. Ayrıca, Türkiye'de su kıtlığının genellikle Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgeleri ile ilişkilendirilse de Batı Anadolu'nun bazı kısımlarında da benzer sorunların yaşandığını aktardı. Maden, 2019 yılından beri kurak bir dönem yaşandığını, son iki yılın ise daha kritik geçtiğini dile getirdi. Su kaynaklarının çoğunun tarımda kullanıldığına dikkat çeken Maden, gelişmiş ülkelerde ise bu oranın daha düşük olduğunu belirtti. Türkiye'deki su yönetim politikalarının tasarruf ve sürdürülebilir kullanım üzerine yoğunlaştığını ifade etti.








