Uzmanlar, küresel ısınma nedeniyle buzullardaki erimenin tatlı su kaynaklarını kalıcı olarak azalttığını ve aşırı hava olaylarıyla su döngüsünü öngörülemez hale getirdiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 3,6 milyar insan yılda en az bir ay suya yetersiz erişim yaşıyor ve bu sayının 2050'ye kadar 5 milyarı aşması bekleniyor. Tatlı su kaynaklarının kullanımı, nüfus artışı ve tüketim değişiklikleriyle her yıl yaklaşık yüzde 1 artıyor, bu da kaynaklar üzerinde büyük baskı oluşturuyor.
SU STRESI VE BÖLGESEL ETKILER
Dünya Kaynakları Enstitüsüne göre, 25 ülke tüm yıl aşırı su stresiyle mücadele ediyor ve bu durum Orta Doğu, Kuzey Afrika ile Güney Asya'da yoğunlaşıyor. Bu bölgelerde nüfusun büyük bölümü su stresine maruz kalırken, İran'da başkent Tahran'ın tahliye edilmesi gibi önlemler gündeme geliyor. Su kaynaklarındaki azalma, ülkeler arası anlaşmazlıkları da tetikliyor ve 2020-2023 arasında 400'den fazla su anlaşmazlığı kaydedildi.
BUZULLAR VE KURAKLIK TEHDIDI
FAO Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, iklim değişikliğinin su döngüsünü daha düzensiz hale getirdiğini ve dünya yüzeyindeki suyun yalnızca yüzde 0,3'ünün kullanılabilir olduğunu vurguluyor. Buzullardaki 450 gigatonluk erime, deniz seviyesini 1,2 milimetre yükseltti ve küresel nehir akışlarının çoğu normal seviyelerin altında seyrediyor. Kuraklık, 'sinsi afet' olarak tanımlanıyor ve bölgeler gibi Orta Doğu, Afrika ile Güney Asya'da derin etkiler yaratıyor.








