Kurban Bayramı…
Sadece takvim yapraklarında yer alan birkaç günlük tatilden ibaret değildir. Anadolu insanı için bayram; paylaşmanın, hatırlamanın, gönül almanın ve kardeşliğin yeniden filizlenmesidir.
Bayram sabahı daha güneş doğmadan sokaklarda başlayan hareketlilik, camilerden yükselen tekbir sesleriyle birleşir. Çocukların heyecanı, büyüklerin telaşı, köy yollarındaki araç yoğunluğu, memlekete dönüşlerin verdiği sevinç… Bunların hepsi bayramın yaşayan hafızasıdır.
Eskiden bayramlar daha farklıydı deriz çoğu zaman. Belki teknoloji yoktu, belki imkânlar sınırlıydı ama sofralarda samimiyet, kapılarda muhabbet vardı. Şimdi de hâlâ Anadolu’nun birçok yerinde bu güzel gelenekler yaşamaya devam ediyor. Sabah namazının ardından mezarlık ziyaretleri yapılıyor, kabir başlarında dualar okunuyor. Çünkü bayram; sadece yaşayanlarla değil, ebediyete göçenlerle de gönül bağı kurabilmektir.
Kurban ibadeti ise bizlere fedakârlığı ve paylaşmayı hatırlatır. Bir sofraya et girmesine vesile olmak, bir yetimin yüzünü güldürmek, komşunun kapısını çalmak; bayramın gerçek bereketidir. Bayramlar, toplumun birbirine yeniden yaklaştığı en kıymetli zamanlardır.
Bugün ekonomik sıkıntılar, hayatın yoğunluğu ve şehirleşmenin getirdiği yalnızlık birçok değeri zorlasa da bayramların ruhunu kaybetmemek gerekiyor. Bir telefon açmak, bir büyüğün elini öpmek, kırgınlıkları sonlandırmak bile büyük bir iyilik olabilir.
Çünkü bayram; biraz da gönül tamiridir.
Bu vesileyle tüm milletimizin Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik içerisinde nice bayramlara ulaşmayı diliyorum.


