Bazı tarihler vardır; yalnızca takvim yapraklarında değil, milletlerin hafızasında da silinmez izler bırakır. 20 Temmuz 1974 işte böyle bir gündür.
Kıbrıs'ta yıllarca baskı, korku ve belirsizlik içinde yaşayan Türkler için o sabah umut doğdu. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye'nin garantörlük hakkına dayanarak adaya çıktı. Harekâtın adı "Barış"tı. Çünkü amaç bir halkın güvenliğini sağlamak, akan kanı durdurmak ve yeni acıların yaşanmasını önlemekti.
Elbette savaşın olduğu yerde acılar da vardır. Kıbrıs Barış Harekâtı'nda da şehitler verildi, aileler evlatlarını toprağa emanet etti, gaziler ömür boyu taşıyacakları hatıralarla vatanlarına döndü. Bugün onların fedakârlığı sayesinde Kıbrıs Türk halkı kendi geleceğine daha güvenle bakabilmektedir.
Aradan geçen yıllar, tarihin önemini azaltmadı. Aksine, Kıbrıs meselesinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi. Barışın kıymeti, onu korumak için ödenen bedeller unutulmadığı sürece daha iyi anlaşılır.
Bugün bizlere düşen görev; tarihimize önyargılardan uzak, belge ve gerçekler ışığında bakmak, şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anmaktır. Çünkü bir millet geçmişini unuttuğunda geleceğini de sağlam inşa edemez.
20 Temmuz'un yıl dönümünde, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve şükranla anıyor; adının anlamına uygun olarak barışın, huzurun ve kardeşliğin daima egemen olmasını diliyorum.


