Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Dellal, toprağın, okyanuslardan sonra ikinci en büyük karbon yutağı olduğunu belirtti. Toprağın içerdiği organik madde sayesinde su ve besin tuttuğunu, bu sayede yapısının iyileştiğini ve tarımsal faaliyetlerin sürdürüldüğünü vurgulayan Dellal, toprağı güçlendirmenin karbon tutumunu artırdığını ve Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmada önemli bir rol oynadığını ifade etti.
PARİS ANLAŞMASI VE TOPRAĞIN ROLÜ
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP21) kapsamında başlatılan "Gıda Güvenliği ve İklim İçin Toprakta Binde 4 Projesi" ile sera gazı emisyonlarının azaltılması amacıyla küresel toprak organik madde stoklarının yılda binde 4 artırılması hedefleniyor. Save Soil raporuna göre, bu hedefe ulaşılması halinde tarım toprakları, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmak için gereken emisyon azaltımının yüzde 27'sini karşılayabilir. Rapor ayrıca, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları'nda (NDC) toprak sağlığı konusuna yer vermesi ve toprak temelli önlemlerin doğrudan azaltım kategorisinde değerlendirilmesi gibi öneriler sunuyor.
ORGANİK MADDE VE REJENERATİF TARIM
Prof. Dr. Dellal, tarım kaynaklı emisyonları azaltmanın en iyi yollarından birinin tarım topraklarını korumak, toprak sağlığını iyileştirmek ve organik içeriği artıracak teknikler uygulamak olduğunu söyledi. Özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde yer alan ülkelerde toprakların organik madde içeriğinin azlığına dikkat çeken Dellal, kimyasal gübre kullanımının artışıyla karbon emisyonlarının da arttığını belirtti. Bu durumun önüne geçmek için örtü bitkisi kullanımı, baklagillerle ürün rotasyonu, kompost ve organik gübre tercihi gibi rejeneratif tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Dellal, günümüzde çevreye ve iklime dost uygulamalara doğru bir dönüşümün yaşandığını ve bu dönüşümün tarımın sürdürülebilirliğini sağlarken aynı zamanda ülkelerin daha düşük karbonlu büyümesine olanak tanıdığını sözlerine ekledi.








